CHP’Lİ KIŞ: “OVP BİR EKONOMİ PROGRAMI DEĞİL, İKTİDARIN VATANDAŞI FAKİRLEŞTİRME BELGESİDİR...” | MERSİN MOZAİK

CHP’Lİ KIŞ: “OVP BİR EKONOMİ PROGRAMI DEĞİL, İKTİDARIN VATANDAŞI FAKİRLEŞTİRME BELGESİDİR...”

CHP’Lİ KIŞ: “OVP BİR EKONOMİ PROGRAMI DEĞİL, İKTİDARIN VATANDAŞI FAKİRLEŞTİRME BELGESİDİR...” mersinmozaik.com

Kış,"Mevcut tablo kaynak yetersizliğinden değil, siyasi tercihlerdendir. Kaynak var, ama emekliye, çalışana, üreticiye değil; faize ve yanlış politikalara gidiyor. Bu tercih Türkiye’yi fakirleştiriyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Gülcan Kış, iktidarın Orta Vadeli Programı’nı eleştirdi. 

Kış, “İktidar ‘kriz var’ diyerek OVP’yi şişirdi, vatandaştan fazla vergi topladı; emekliye, çalışana, çiftçiye vermediği parayı faize ödedi.” dedi. 

OVP hedefi tutmadı, bütçe açığı 409 milyar TL daha düşük çıktı... 

OVP’de 2025 yılı için 2 trilyon 208 milyar TL olarak öngörülen bütçe açığının, yıl sonunda 1 trilyon 799 milyar TL olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Gülcan Kış, aradaki 409 milyar TL’lik farkın “iyi yönetim” iddiasıyla açıklanamayacağını söyledi. 

Kış, bütçe açığının OVP tahmininin altında kalmasının, bütçe harcamalarının tahmin edilenden 38 milyar TL düşük gerçekleşmesi ve bütçe gelirlerinin büyük kısmı vergi gelirlerinden olmak üzere tahminlerin 369 milyar TL üzerine çıkmasıyla bağlantılı olduğunu vurgulayarak, "Bu tablonun, iktidarın vatandaşı bir gelir kapısı olarak gördüğünü ortaya koydu. Vergi gelirleri hedefin çok üzerine çıkmış, buna karşın sosyal harcamalar kısılmış. Yani bütçe açığı kapanırken fatura vatandaşa kesilmiş. Vatandaş daha fazla vergi ödemiş ama karşılığında daha az kamu hizmeti almıştır. 

Bu fark iyi yönetimden değil, bilinçli bir tercihten kaynaklanıyor. İktidar bütçeyi dengelemek için vatandaşı sıkmış, emeğiyle geçinenleri bir vergi kaynağına indirgemiştir. 

'Para yok' denilen emekliye kaynak bulunmadı, faize rekor ödeme yapıldı...

İktidarın emekli aylıklarıyla ilgili talepleri 'bütçe olanakları:gerekçesiyle' geri çevirdi.

2025 yılında bütçe harcamaları içinde en hızlı artışın yüzde 61,7 ile faiz ödemelerinde gerçekleşti, faiz ödemelerinin yıllık bazda ilk kez 2 trilyon 54 milyar TL seviyesini aştığı.

Emekliye ‘para yok’ denilen yıl, faize rekor kaynak aktarıldı. Emekliye verilmeyen her kuruş, faiz kaleminde büyüdü. Bu bir zorunluluk değil, tercihtir. 

OVP sapmasına rağmen revizyon yok, sorumluluk yok...

OVP’nin normalde orta vadeli bir yol haritası olması gerektiğini, ancak mevcut tabloda hedef ve gerçekleşmeler arasında ciddi farklar oluştu. Açık tahminlerinin tutmadı. Gelir ve harcama projeksiyonları da gerçekleşmedi. 

Ne revizyon var, ne sorumluluk, ne de siyasi bedel. OVP artık bir ekonomi programı değil; vatandaşa kemer sıkmayı, zamları ve fedakârlığı kabul ettirmek için kullanılan bir korku belgesine dönüşmüş durumda.

Rezervlerdeki düşüş ve 20 milyar dolarlık ‘net hata ve noksan’

Döviz rezervlerine bir yıllık dönemde 24,1 milyar dolarlık net dış finansman girişi olmasına rağmen döviz rezervlerinde 19,4 milyar dolarlık azalma yaşandı. Bu fark 'net hata ve noksan' kalemiyle açıklandı.

Halka ‘rezervler artıyor’ algısı sunulurken, ülkeye gelen dövizin ülkede tutulamadığı görülüyor. Bu tablo, sermaye çıkışının ve güvensizliğin açık göstergesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Borç azalıyor gibi görünüyor, ancak batık kredi büyüyor... 

Batık kredilere de değinen Kış, ayrıca şu görüşleri dile getirdi: "Bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 2–9 Ocak haftasında 18,6 milyar TL azalarak 5 trilyon 976 milyar TL’ye geriledi. Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarla birlikte toplam finansal borcun 6 trilyon 77 milyar TL’yi buldu. Aynı dönemde bankaların tahsil edemediği batık kredilerin 603 milyar TL’yi aştı, bireysel kredi ve kredi kartı alacakları ise 249,8 milyar TL’ye yükseldi.

Vatandaş borcunu ödediği için değil, ödeyemediği için borç azalıyor. Bu bir rahatlama değil, derinleşen bir krizdir. 

Faiz yükseliyor, enflasyon düşmüyor... 

ihtiyaç kredisi faizinin yüzde 63,53’e, ihtiyaç, konut ve taşıt kredilerinin oluşturduğu ortalama bireysel kredi faizinin ise yüzde 60,39’a çıktı. Buna karşın tarım ürünlerinde üretici fiyatlarının 2025’te yüzde 36,01 arttı. Bazı ürün gruplarında artış oranlarının çok daha yüksek seviyelerine ulaştı.

Faiz artıyor ama enflasyon düşmüyor. Bu politika çalışmıyor, fakat bedeli vatandaşa ödetiliyor.

Bu bir bütçe sorunu değil, tercih sorunu... 

Mevcut tablo bir kaynak yetersizliğinden değil, siyasi tercihlerdendir. Kaynak var, ama emekliye, çalışana, üreticiye değil; faize ve yanlış politikalara gidiyor. Bu tercih Türkiye’yi fakirleştiriyor.”