Milli Dayanýþma Kardeþlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu ‘Umut’ Veriyor mu?
Türkiye kamuoyunu uzun süredir meþgul eden Milli Dayanýþma Kardeþlik ve Demokrasi Komisyonu raporu, 18 Þubat Çarþamba günü komisyon toplantýsýnda oylanmasý beklenen bir belge olarak nihayet ete kemiðe büründü…
Rapor öncelikle, Türk-Kürt kardeþliðinin tarihi köklerinden baþlayarak, terörle mücadelede yeni yaklaþýmlara, demokratikleþme adýmlarýna ve PKK'nýn silah býrakmasý sürecine odaklanýyor. Yedi temel baþlýk altýnda toplanan rapor, aslýnda örgütün kendini feshetmesi ve silah býrakmasý sonrasýnda yapýlacak yasal düzenlemeleri ve geniþ demokratikleþme önerilerini merkeze alýyor...
Raporu ana hatlarýyla barýþ ve demokrasi hedefine ulaþacak bir yol haritasý olarak ta tanýmlamak mümkün…
Türk-Kürt kardeþliðinin bin yýllýk geçmiþine dayalý kardeþlik hukukunu temel aldýðý görüþünü ifade eden Komisyon Raporu; toplumsal bütünleþmeyi saðlamak, geçmiþ travmalarý onarmak ve ortak bir gelecek perspektifi oluþturmak gibi hedeflerin altýný çiziyor… Zaten Komisyonda dinlenen kiþilerin mutabýk kaldýðý hususlar da, þiddet içermeyen eylemlerin hak özgürlükler kapsamýnda tanýmlanarak özgürlüklerin daha da geniþletilmesi gibi noktalarda yoðunlaþýyor. Rapor, bu süreci uzun soluklu bir çaba olarak tanýmlýyor; kültürel, sosyal ve psikolojik boyutlarý kapsayan bir yaklaþýmýn yol haritasý olarak ta tanýmlýyor: Raporun temelde en kritik iki bölümünden biri, PKK'nýn kendini feshetmesi ve silah býrakmasý ardýndan atýlacak adýmlarla ilgili öneriler…
Örgütün silah býraktýðýnýn devlet güvenlik birimlerince tespit edilmesi halinde, sürece özgü bir yasal düzenleme ihtiyacý vurgulanýyor. Hayata geçirilecek yasanýn silah býrakacak örgüt mensuplarýný da kapsayacak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek hükümler içermesi hususunun altý çiziliyor: Örgüt mensuplarýnýn geleceðine yönelik düzenleme önerilerinde; suç iþlememiþ olanlarýn sivil hayata uyumu, adil ve þeffaf bir çerçevede saðlanýrken, yasal düzenlemelerin, toplumda cezasýzlýk veya af algýsý yaratmamasý gerektiði vurgulanýyor…
Silahý ve þiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandýrýlmasý, hayata geçirilecek kanunun temel amacý olarak belirtiliyor. Ayrýca, geçmiþteki barýþ masasýnýn devrilmesi ardýndan yaþananlardan çýkarýlan derslerle bugünkü süreçte görev alanlar ve komisyonda görüþ bildirenler için yasal güvence saðlanmasý öneriliyor. Rapor, sürecin saðlýklý ilerlemesi için yasal altyapýnýn zorunlu olduðunu vurguluyor. Atýlacak adýmlarýn hukuki güvence altýna alýnmasý ve süreç içinde ortaya çýkabilecek sorunlarýn önceden öngörülerek bu risklere karþý adýmlar atýlmasý isteniyor. Silah býrakma sonrasýnda, müstakil bir yasa ile örgüt mensuplarýnýn hukuki durumlarýnýn tespit edilmesi ve toplumla bütünleþmelerinin saðlanmasýnýn önemine deðinilirken düzenlemeleri kapsayan yasalarýn yalnýzca hukuki durum tayiniyle sýnýrlý kalmamasý; adil, güvenli ve saðlýklý entegrasyonu da içermesi gerektiði ifade ediliyor…
Raporda toplumsal bütünleþme hedefine ulaþmak için, geçmiþ acýlarý onarma ve güven tesis etme gibi unsurlar ön plana çýkýyor. Gelelim terör sorununun çözümü yanýnda tüm kesimlerin özlemini çektiði ve halkýn beklentilerine cevap verecek Demokratikleþme anlamýnda atýlacak adýmlarla ilgili önerilere; Raporun "demokratikleþme" baþlýðý, en kapsamlý bölümü oluþturuyor. Burada, MHP lideri Bahçeli'nin önerdiði "umut hakký" ifadesi doðrudan yer almasa da, dolaylý bir tarifle beklenti dolambaçlý yoldan karþýlanmaya çalýþýlmýþ gibi duruyor…
Örneðin; yargýlama ve infaza iliþkin düzenlemelerde, infaz mevzuatýnýn AÝHM ve AYM içtihatlarý doðrultusunda gözden geçirilmesi, infaz adaletini esas alan bir yaklaþým benimsenmesi; koþullu salýverilme, infaz süreleri, hasta ve yaþlý hükümlüler için erteleme gibi konularýn ele alýnmasý öneriliyor ki, bunlar zaten temelde vazgeçilmez anayasal haklar…
Cezaevleri idare kurullarýnýn yapýsýnýn yeni baþtan düzenlenmesi ve tutuksuz yargýlamanýn esas alýnmasý da Komisyon raporunda ýsrarla vurgulanýyor.
Terör tanýmý ve ifade özgürlüðü konusunda ise; -Þiddet içermeyen hiçbir fiilin terör suçu olarak nitelendirilmemesi, bu amaçla Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanununun, ifade özgürlüðünü güçlendirecek þekilde yeniden düzenlenmesi, Hak ve özgürlüklerin önündeki engeller kaldýrýlmasý; Toplantý ve Gösteri Yürüyüþleri Kanunu, basýn ve yayýn yasalarýnýn gözden geçirilmesi ve özgürlükleri daraltan uygulamalar yerine geniþleten bir anlayýþýn yargý süreçlerinde temel ilke olarak ele alýnmasý, Haberleþme sýnýrlarýný aþmayan eleþtirilerin suç sayýlmamasý, Yeni Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunlarýnýn hazýrlanmasý, Siyasi etik kanununun getirilmesi, Günümüzde süreci týkayan Yerel yönetimlerdeki kayyum uygulamalarýna son verilmesi hususunda rapor kalýcý ve akla en yakýn çözüm önerisinde bulunuyor ki; Belediye baþkanlarýnýn hangi nedenle olursa olsun görevden el çektirilmesi halinde, yerine belediye meclisinin üyeleri arasýndan bir baþka ismin baþkan seçilmesi, tüm tartýþmalarý en azýndan yatýþtýracak, fazlaca itirazlara yol açmayacak bir ara çözüm gibi görünüyor…
Türkiye Ýnsan Haklarý ve Eþitlik Kurumu'nun etkinliði artýrýlmasýný, þiddet çaðrýsý ve nefret söylemiyle mücadele sürdürülürken, eleþtiri hakkýnýn korunmasý hususlarýna da dokunan Komisyon raporu eðer siyasi hesaplara kurban edilmez ve sulandýrýlmazsa Türkiye'nin barýþ ve demokrasi sürecine önemli katkýlar sunacak önemli bir metin olarak siyasi tarihimizde þimdiden yer almaya aday…
Örneðin Komisyon önerisi doðrultusunda ‘Terörle Mücadele Kanununu’ AÝHM normlarýna ve AB müktesebatýna uygun hale getirecek Türkiye’ nin, yýllardýr önüne set olarak dikilen vize sorunu temelli ‘AB ülkelerinde serbest dolaþým hakký’ artýk en meþru ve mazerete yer býrakmayan temel talebi haline gelecek…
Umalým ve dileyelim ki, bir yönüyle siyasi iradeye ve toplumun göstereceði davranýþlara baðlý süreç, Türkiye'nin demokratikleþme yolculuðunda yeni bir sayfa açar ve ülkenin yüz yýldýr koþmasýný engelleyen setlerin yýkýlmasýný saðlar…





