Herkes özlemine...
Egomuza kapýlýp güç sandýðýmýz sözde degerlere yüklenerek esip gürlemeyelim…
Devinen dünyada canlý cansýz tüm varlýklar, bilinçli ya da bilinçsiz var olma mücadelesi verir!
Devinim sürecinde, býrakýn en sert kayayý, çelik bile zamana yenik düþüp çürürken, en mükemmel varlýk olarak bilinen, diyalektiði keþfedip tabiat olaylarýný yönlendiren insanlarýn büyük bir bölümü, sonuçlarýný bile bile doðanýn yasasýna ters eylemler içerisinde olabiliyor.
Yalnýz insanýn yaþayamayacaðý gerçeðine karþýn, çevremize göz attýðýmýzda herkesin kendi çýkarýna dönük ayrý bir gündeminin olduðunu görüyoruz. Yani, herkesin kendine göre bir hesabý var; herkes kendince haklý!
Ne acýdýr ki, herkes kendi hanesine artýlar katma uðraþýna yönelince, ortak deðerlerin yontulmasýyla birlikte yalnýzlaþtýðýmýzýn farkýnda bile olmuyoruz!
Ortak paydasý bulunmayan toplumlarýn ayrýþýp kendi kendini tüketmesi kaçýnýlmazdýr!
Politikacý esnafý hal ve hareketlerini saltanatýný uzatma eksenli þekillendirirken, sýradan insanlarýn gündemi ise varlýðýný sürdürme mücadelesinden öte geçemiyor!
Bu kýsýr döngü içerisinde bazý uyanýklar cennet vaatleriyle saltanat sürerken, bu dünyada gün görmeyen garibanlar da madrabazlarýn açtýklarý üçkâðýda düþüp, üretime hiçbir katkýsý bulunmayan asalaklarý sýrtlarýnda taþýyorlar!
Tek tanrýlý dinlerce kutsanan, ölümlülerin varsayýlan gelecekte rahat etmek uðruna kurbanlar kesip ibadetler ettikleri ahretin sýrrý yüzyýllar boyu çözülebilmiþ deðil!
Yunanlý Þair Homeros’un anlatýmýyla Troya Savaþlarýnýn yiðit savaþçýsý Odysseus’un yolu Hades’e, yani dönemin öbür dünyasýna düþer. Orada karþýlaþtýðý Troya’da omuz omuza çarpýþtýðý Akhilleus’a, bulunduðu ortamý ve durumunu sorar. Ýç çeken efsane kahraman,” Çok korkunç. Burasý alacakaranlýk ve hiçbir þey olmuyor. Sen bir hiçsin. Burada kral olup bir milyon ruh üzerine hükmetme þansým olsaydý bile, dünyadaki en acýnasý çiftçinin en acýnasý kölesi olmayý ve en kötü durumdaki tarlayý sürmeyi tercih ederdim...”der.
Bire bir ayný olmasa da farklý yolla ayartýya gelenlerin duymadýðý benzer düþünceyi þiirimizin ustasý Nazým,” Ne beþ vaktin ezaný/ ne Anjelüs’ün çanlarý / zincirden kurtarmadý / yoksul çalýþanlarý…” dizeleriyle betimler.
Günümüzde toplumunu yönlendiren uyanýklar, benzer söylenceleri fakir fukaraya talkýn verirken kendileri salkýmlarý yutuyorlar.
Bu dünyayý derleyip yaþanýr kýlamayanlarýn ahrette güzellikler görmeye haklarý olabilir mi?
Ürettikleriyle, tükettikleriyle, sevinçleriyle, korkularýyla, aþklarýyla, üreyip çoðalmalarýyla zamaný anlamlandýran çoðunluklar, ”Bu kadarý da fazla, bizi uyuttuðunuz yeter!” diyerek, çýkarlarý uðruna sürekli kötülük tohumlayan bir avuç arsýz azýnlýðýn saltanatýna bir gün son verecekler mi acaba?
Bana göre, Pir Sultan’ýn ”Herkesin muradý dünyada cennet…” dediði gibi, herkes özlemine ömür sürecinde kavuþmalý!





