KIRILMA ANI
Dün oldu ‘üzüldük ve kýnadýk’.
Bugün yine oldu ‘üzüldük ve kýnadýk’.
Yarýn? Yine olaylar olacak mý? Biz yaþanýlanlardan ders çýkarabilecek miyiz?
Yýllardýr yazýyoruz. Yýllardýr meydanlarda haykýrýyoruz. Sesimizi duyurmak için çýrpýnýyoruz.
Görünen o ki, sesimiz bir adým öteye ulaþmýyor.
Okul güvenliði konusunda yasal düzenleme istiyoruz.
Öðretmene yönelik þiddet konusunda yasal düzenleme istiyoruz
Okullarýn kapýsýna güvenlik istiyoruz.
Öðretmenlerin elinden alýnan itibarlarýnýn iadesini istiyoruz.
Her okula psikolojik danýþman istiyoruz.
Bu kez sadece öðretmenler deðil, öðrenciler de hedefteydi. Okul dediðimiz yer artýk yalnýzca eðitimin deðil, güvenliðin de tartýþýldýðý bir alana dönüþtü. Silahlý saldýrý esnasýnda okul camýndan atlayarak canlarýný kurtaranlarýn görüntüsü yüreklerimizi acýttý. Bu, bir sistem arýzasý deðil; bir toplumsal kýrýlma olabilir mi?
Eskiden okul, çocuðun evden sonra en güvende olduðu yerdi. Þimdi ise bu durum sorgulanýr oldu. Bir öðretmen “Bugün baþýma bir þey gelir mi?” diye düþünüyorsa, bir öðrenci “Acaba güvende miyim?” hissiyle ders baþý yapýyorsa, orada artýk sadece eðitim deðil, güvenlik de çökmüþ demektir.
Bugün yaþananlar gösteriyor ki mesele yalnýzca öðretmene yönelik þiddet deðil. Mesele, okulun bütün paydaþlarýyla birlikte savunmasýz býrakýlmasýdýr. Öðrencilerin silahla vurularak hayatýný kaybetmesi, artýk tartýþmayý kökten deðiþtirmelidir. Bu noktada suskunluk, ihmal deðil; suça ortaklýk olur.
Peki bu noktaya nasýl gelindi?
Þiddet, uzun zamandýr hayatýn her alanýnda normalleþti. Sokakta, trafikte, evde… Ve en çok da ekranlarda. Çocuklar izledikleri dizilerde silahý bir güç sembolü olarak görüyor, sorunlarýn yumrukla çözüldüðü hikâyelerle büyüyor. “Güçlü olan kazanýr” mesajý, bilinçaltýna iþleniyor. Bu sadece bir kurgu deðil; zamanla davranýþa dönüþen bir model oluyor.
Bir diðer boyut ise dijital oyunlar. Þiddetin ödüllendirildiði, rakibi yok etmenin baþarý sayýldýðý bir dünyada saatler geçiren çocuk, gerçek ile sanal arasýndaki duygusal mesafeyi kaybedebiliyor. Ekranda tekrar edilen her þiddet eylemi, duyarsýzlýðý biraz daha büyütüyor. Ve sonra o çocuk, gerçek hayatta bir sýnýr ihlali yaptýðýnda bunun aðýrlýðýný yeterince hissedemeyebiliyor.
Ama asýl kýrýlma burada baþlýyor: denetimsizlik.
Aileler, çoðu zaman çocuklarýnýn ne izlediðini, ne oynadýðýný bilmiyor. Ekran, bir bakýcýya dönüþmüþ durumda. “Oyalansýn yeter” anlayýþý, çocuðu yönsüz bir içerik akýþýnýn içine býrakýyor. Oysa çocuk kendi baþýna filtre kuramaz. Ona sýnýr çizecek, rehberlik edecek olan yetiþkindir. Bu sorumluluk devredilemez.
Öte yandan, okul güvenliði meselesi uzun süredir ihmal ediliyor. Güvenlik önlemleri çoðu yerde ya yetersiz ya da göstermelik. Okul kapýlarý kontrolsüz, giriþ-çýkýþlar denetimsiz, kriz anlarýna yönelik hazýrlýklar eksik. Bir ülke, çocuklarýný ve öðretmenlerini koruyamýyorsa, en temel görevlerinden birini yerine getiremiyor demektir.
Ve elbette yaptýrýmlar… Þiddet uygulayanýn gerçekten caydýrýcý bir sonuçla karþýlaþmadýðý bir düzende, bu döngü devam eder. Hukuk sadece yazýlý kurallar bütünü deðil, ayný zamanda topluma verilen bir mesajdýr: “Bu kabul edilemez.” Bu mesaj net deðilse, þiddet kendine alan bulur.
Bugün gelinen noktada þunu açýkça söylemek gerekiyor: Bu mesele ne sadece öðretmenin ne de sadece öðrencinin meselesidir. Bu, okulun, yani geleceðin meselesidir. Öðretmene atýlan tokatla, öðrenciye sýkýlan kurþun arasýnda fark yoktur; ikisi de ayný çöküþün farklý yüzleridir.
Peki ne yapmalý?
Öncelikle okullar gerçek anlamda güvenli alanlar hâline getirilmelidir. Fiziksel güvenlik önlemleri artýrýlmalý, giriþ-çýkýþlar denetlenmeli, risk analizleri yapýlmalý ve kriz senaryolarýna hazýrlýk saðlanmalýdýr. Bu bir lüks deðil, zorunluluktur.
Ýkinci olarak, öðretmenin itibarý yeniden inþa edilmelidir. Güçsüzleþtirilmiþ bir öðretmen, ne kendini ne öðrencisini koruyabilir. Yasal düzenlemelerle öðretmenlere ve öðrencilere yönelik þiddet olaylarý kontrol altýna alýnmalýdýr.
Üçüncü olarak, aileler sorumluluk almak zorundadýr. Çocuðun izlediði içerik, oynadýðý oyun, kurduðu dijital dünya bilinmeden saðlýklý bir birey yetiþtirmek mümkün deðildir. Rehbersizlik, en büyük risktir.
Ve en önemlisi, çocuklara þiddetsiz bir dil öðretilmelidir. Empati, öfke kontrolü, birlikte yaþama kültürü… Bunlar “ekstra” deðil, eðitimin özüdür.
Dün bir uyarýydý. Bugün ise acý bir gerçek. Eðer hâlâ gerekli adýmlarý atmazsak, yarýn konuþacaðýmýz þey eðitim deðil; kayýplarýmýz olacaktýr. Okul ya güvenli bir gelecek inþa eder ya da ihmallerin bedelini ödeten bir alana dönüþür. Artýk kendi haline býrakma zamaný deðildir. Yolumuza nasýl devam edeceðimize karar vermemiz gerekir.





