Abdullah Ayan | Geçmiþ zaman yazýlarý… Yeni dönemin yerel meclisleri (26.9.2003) | MERSİN MOZAİK
Abdullah Ayan

Abdullah Ayan

Geçmiþ zaman yazýlarý… Yeni dönemin yerel meclisleri (26.9.2003)


Temsili demokrasinin zaaflarý zamanla demokrasilerini geliþtirip, zenginleþtirmek isteyen ülkeleri arayýþa itti.

Baþta AB olmak üzere oturmuþ demokratik kurumlarý olan devletler fazla da zorlanmadýlar.

Sendikalarýn baþýný çektiði dernek ve meslek odalarý gibi kurumlar, kendi içlerinde demokrasiyi iþleterek, seçtikleri temsilciler eliyle üst meclisleri oluþturdular.

Meclislere gidenler, geldikleri tabanýn sorunlarýný, çözüm önerilerini, hayata geçirilecek projeleri yaþayarak öðrenmiþlerdi. Bu nedenle yerelden ulusala tüm meclislerde, yer aldýklarý her platformda kurumlarýný savundular.

AB ülkelerinde 30 yýllýk sürede katýlýmcý demokrasi adýna son büyük yol alýndý. Bugün Kopenhag kriterleri ýþýðýnda, yerel düzeydeki platformlarda bireylerin; mutlu, zengin, saðlýklý yaþamasýnýn gerekleri yerine getiriliyor.

Yerel meclisleri Piramit tabanýndaki üyelerin seçtiði temsilciler oluþturuyor.

Türkiye’nin AB üyeliðinin tartýþýldýðý bugünlerde tüm sivil inisiyatiflere, oda ve derneklere, sendikalara düþen önemli görevler var.

Gerek AB üyeliði, gerekse hazýrlanmakta olan idari reform, yerel yönetimler yasasý gibi devrim niteliðindeki deðiþimler konusunda tüm sivil platformlarýn önerilerini, proje ve çalýþma biçimlerini, nasýl bir örgütlenme tarzý düþlediklerini tartýþýp, somut projelere dönüþtürmeleri gerekiyor.

Önümüzdeki süreçte hiç kimse “Ankara yerimize düþünür, biz de uygularýz” rahatlýðýnda olmamalýdýr.

Bugün katýlýmcý demokrasinin geliþtiði ülkelerde bireylerin oluþturduðu meslek odalarý, dernek ve sendikalarda yönetici konumuna gelen hiç kimse seçildikten sonra “ben buradan kalkmam” deme lüksüne sahip deðil. Herkes sýrayla yönetimin en alttan baþlayarak belli kademelerinde görev alýp, günü geldiðinde nöbeti baþka bir arkadaþýna devrediyor. Geldiði mevkiden geçinme, çýkar saðlama, silah olarak kullanma kimsenin aklýndan geçmiyor.

Ülkemizde özellikle 1960 ihtilalinden sonra her gelen müdahale kendi örgütlenme tarzýný dayattý.

Özerk dediðimiz kurum ve kuruluþlarý, her dönemde önce müdahaleci zorbalar, ardýndan da seçimle iþ baþýna gelen ‘demokrasi havarileri’ kendilerine göre þekillendirdiler.

Kontrol altýnda tutup, kullanacaklarý bazý kurumlarý dokunulmazlýk zýrhýyla donatýrken, demokrasinin yerleþmesi adýna katký saðlayacak kurumlarý katletmekten çekinmediler..

50 yýllýk çok partili tarih bu konuda sayýsýz örnekle dolu.

1950 deki Halk hareketi, 1960 ihtilali, 1971 askeri müdahalesi, 1980 darbesi, hatta 28 þubat dediðimiz süreç….

Operasyonlarýn tümünde ezilip yok edilen ya da tersine “el verilen örgütlenmeler” olmadý mý?

60 lý yýllarýn sonunda komünizmle Mücadele dernekleri birilerine kurdurulurken, ardýndan yol verilen komando kamplarýnda verilen eðitimlerle solcu avýna çýkýldý. 1980 darbesine kadar geçen on yýllýk sürede ölen 10 bin insanýn kaný, ülkenin kaybedilen yýllarýnýn da sorumlusu kardeþ kavgasýndan beslenen iktidarlarýn boynundadýr…

Özellikle 1980 darbesi demokrasinin temel taþý örgütlenmelerin üstünden tanklarla geçmedi mi?

Kýzýlay, Yeþilay, THK gibi yanýna aldýðý ya da tamamen kontrolündeki oluþumlara dokunulmazken, sendikalarýn köküne kibrit suyu dökülmedi mi?

Ticaret Odalarý ve üst kuruluþ Odalar Birliðine þapka çýkarýlýrken, mühendis mimar odalarý ya da sendikalara reva görülenleri unutmak mümkün mü?

Üstelik yandaþ sayýlan tüm örgütlenmelerde yýkýlmasý, deðiþtirilmesi olanaksýz bir oligarþik yapý oluþturuldu. Bugün ne kadar yetenekli ve baþarýlý olursanýz olun, mevcut yönetim kurulu onaylamadan Kýzýlay cemiyetine üye bile olamazsýnýz.

Yolsuzluk mýzraðý çuvalý delmeden “yandaþ kurumlarýn” yönetimlerine kimse dokunamaz.

Kâðýt üzerinde tüm kurumlar demokratiktir. Belli periyotlarda hâkim nezaretinde seçimler yapýlýr. Sistemin pratikte nasýl çalýþtýðýný, koltuða oturanlarýn makamlara nasýl yapýþtýðýný anlamak için o kurumlardan birine aday olma cüretine yeltenenlerin nasýl boðdurulmaya çalýþýldýðýný görmeleri gerekiyor…

1980 lerde Türkiye’deki demokratik örgütlenmeler yok edilmekle kalýnmadý. AB ülkelerinin katýlýmcý demokrasiyi tüm kurumlarýyla oturtmaya çalýþtýðý “o deðiþim sürecinde” darbeciler siyasi partileri besleyen örgütlenmeleri bile dinamitlediler.

Partilerin kadýn ve gençlik, iþçi kollarý yok edildi.

Buna karþýn hemþehri cemaatleri gibi ilkel örgütlenmeler desteklendi. Demokrasiyi geliþtirecek derneklerin piramit yapýlanmasý yerine hemþehricilik faaliyetlerine yol verildi.

Örneðin Kürt ya da Laz berber ortak sorunlarýný kendi cemiyetlerinde dile getirip, projelerini yerel meclise gönderdikleri temsilcileri eliyle çözeceklerine, zorunlu olarak hemþehri iliþkilerinden medet umdular.

Ýðdiþ edilen mesleki örgütlenmeler 1983 te baþlayan sýnýrlý demokratik süreçte de güçlendirileceðine, siyasi kaygýlarla oy deposu hemþehri cemaatleri baþ tacý edildi.

Sanayileþme sürecinde köyden kent varoþlarýna gelenler, zamanla bulunduklarý ortama uyacaklarýna, haklarýný savunan örgütlenmelerin içinde yer alýp ortak demokratik mücadele edeceklerine, “mecburen” hemþehri örgütlenmelerine yöneldiler.

Sendikalarýn, demokratik baský aracý olan oda ve derneklerin kan kaybetmesiyle, hemþehri cemaatleri yerel yönetimlerin elindeki güçten yararlanmak üzere siyasi misyon yüklendi.

Bunu da partilerin yerel örgütlenmelerine hakim olup, yöneticileri seçerek gerçekleþtirdiler.

Feodal düzende köy aðasýnýn sattýðý blok oylarý bu kez cemaatlerin sýrtýndaki “sözü geçenler” pazarlamaya baþladýlar.

Çorumluluk, Trabzonluluk, Mardin ya da Urfa’ lýlýk doðulan ilden çok Mersin, Ýzmir, Ýstanbul’da para etmeye baþladý.

Belediye meclisi ya da baþkan seçilirken, katýlýmcý demokrasi gereði meslek örgütleri ve sendikalarýn yerini hemþehri cemaatleri aldý.

Böylece oluþan mecliste tüm toplum kesimlerinin uzlaþmasýyla hakça bir paylaþým yaratýlacaðýna, kiþisel çýkar iliþkilerine dayalý vahþi bir düzen doðdu.

Tabandan tavana doðru demokratik iþleyiþ yerine, Tepedekilerin köþe döndüðü, tabandakilerin ise kýrýntýlara razý olduðu, ilkel bir paylaþým modeli ikame edildi.

Türkiye hemþehri cemaatlerinden kurtulup, bireylerin özgürce haklarýný savunduðu dernek örgütlenmesine yönelmediði sürece kýsýr döngüden çýkýþ yoktur…

AB uyum yasalarý, kamu yönetim reformu, yerel yönetimleri yeniden þekillendirecek yasalara tüm dinamikler bu perspektifle yaklaþmalýdýr.

Unutmayalým ki geliþmenin yolu cemaatleri var eden koþullarý yok ederek, dernekleri güçlendirecek ortamý elbirliðiyle yaratmamýzdan geçiyor.

Özgür iradeleriyle bir araya gelen bireylerin, ortak çýkarlarýný savunmak amacýyla kurulan derneklerin çerçevesi sýnýrlýdýr.

Oysa hemþehri cemaatleri kiþilerin yaþamýný kontrol altýnda tutan, baþka cemaatlerle iliþkilerini de denetleyen, geliþmelere kapalý, demokrasiden nasipsiz örgütlenmelerdir.

“Biz” ve “onlar” ayrýmcýlýðýný körükleyen tehlikeli olgu hemþehricilikle baþlar.

Bazý Kentlerdeki “azýnlýk sayýlan güçlü kýdemliler” ya da kendi ifadeleriyle “memleket çocuklarý”, göç olgusunu kabul edip potansiyel kalkýnma enerjisi olarak deðerlendireceklerine, “yeni kentlileri” dýþlayarak, geçmiþ kenetlenmelerine benzer karþý duruþlara çanak tutmuþlardýr.

Türk siyasetçileri son 20 yýlda “lokal þovenizm” diyebileceðimiz hemþehriciliði, çaðdaþ örgütlenmelere tercih ettiler. Oy deposu hemþehri cemaatlerini manüple etmek, kýlý kýrk yaran demokratik yapýlanmalardan daha kolaydý.

Ýlkel kabile tarzýný andýran olgunun sonuna gelindi. AB eliyle Yeni Dünya düzeni Türkiye’yi demokratik sürecin aydýnlýk yoluna sokmaya çalýþýrken, hepimize ciddi ve önemli görevler düþüyor.

Cemaatlerden sýyrýlarak, çaðdaþ, demokratik dernek örgütlenmelerine geçmek…

Bakkalýn ya da berberin haklarýný, aþina olduðu hemþehrileri deðil, eðer demokratikleþtirebilirsek ortak sorunlarý ve beklentileri nedeniyle bakkallar odasýyla berberler derneði savunacaktýr. Mesleki sorunlarý çözme yanýnda geliþme adýna projeler de ancak bu tip oluþumlarla saðlanýr.

Önümüzdeki günlerde yapýlacak yerel seçimler yeni tarz örgütler için “milat” olabilir.

Yerel meclisler þekillenirken, ahbap çavuþluktan arýnmýþ, düþman bile olsa derneðin kapsama alanýnda faaliyet gösteren herkesi barýndýran inisiyatiflerin demokratik yolla seçecekleri üst yönetimler aday belirlemeli, yerel meclisler bundan böyle yeni baský gruplarýndan oluþmalýdýr.

Daha demokrat, çaðdaþ, etkin, tabanýn sorunlarýna kulak veren meclisi yaratmanýn yolu budur.



ARÞÝV YAZILAR