Yürürken düþeriz ha bire…
Pembe dünyalarýn çizildiði senaryolar çoktan oynandý bitti. Dayatýyor gerçekler.
Aþk, romantizm, çaðlar öncesinde kalan sözcükler sanki...
Ýþinden kovulup evine ekmek götüremeyen iþsiz, eþi tarafýndan terk edilen kadýn, babasýný teröre kurban vermiþ çocuk, sokaklarý süpüren temizlik emekçisi kýyýya vuran ak köpüklü dalgalardan ne algýlar dersiniz?
Ölümden sonra geçileceði söylenen sýrat köprüsünden daha ürkütücü olansa, ömür denen yolun güçlükleri karþýsýnda daðýlýrýz un ufak...
Yürürken düþeriz ha bire, kafamýz yarýlýp ayaðýmýz kýrýlmasýna karþýn, ne acýdýr ki yine de ders almayýz; üstüne üstüne.gideriz yanlýþlarýmýzýn...
Yanlýþta bunca direnmek niye?
Anadolu’da, yanlýþý yineleyen kiþiyi eleþtirirken, “ Eþek bile, gece karanlýðýnda dokunduðu yere yýllar sonra da olsa bir daha yükünü takmaz...” derler. Bu durumda yanlýþ üstüne yanlýþ yapan bizlere ne denmeli bilmem ki!
Aymazlýðýmýzdan yararlanan efdendilerce çirkinleþtirilen yaþamýn bunca güçlüðünü çekmemize karþýn, olaylarý iyiye güzele yöneltmek için kýlýmýzý kýpýrdatmýyoruz!
Yapan da, yaratan da insandý hani?
Hani, bir insani sevmekle baþlayacaktý her þey?
Yani ustalar, bunca güzel þey boþuna mý yazýlýp söylenmiþler?
Üretmeyi, sevmeyi, saymayý, paylaþmayý öðretenler mi, yoksa bütün bu deðerleri yok sayýp kiþiyi robotlaþtýranlar mý haklý?
Hoyrat bir kavram kargaþasýnýn sarmalýndayýz; insanlar kime inanacak, gelecek kuþaklar hangi doðrultuda þekillenecek?
Tüm deðerlerin metalaþtýðý içinden geçtiðimiz süreçte, yerine göre en gaddar kiþinin bile gereksinim duyduðu sevgi nasýl boy verip geliþecek?
Sorular, sorular…
Bana göre, geleceðimiz hiç mi hiç parlak deðil; nedenine gelince, kiþiyi robotlaþtýran sistem ve yürütücüleri sevdalýlarýn gözlerindeki ýþýltýyý söndürdüler...
Siz, gülmek için cenneti, yanmak için cehennemi boþa beklemeyin; cennet de, cehennem de burada...





