Ayaðýna sýkan Trump… Hürmüz krizi küresel sistemi sarsarken…
Geçmiþin hayaletleri, Orta Doðu’nun tozlu raflarýndan inip bugünün küresel sorunlarýný büyütüp kaotik denklemlere sürüklemeye devam ediyor. 1979’da patlak veren Ýran-Irak Savaþý, saðduyulu gözlemlerden yola çýkýlsa aslýnda bir yýlýn sonunda nihayete erebilirdi.
Ancak Ayetullah Humeyni, kurduðu rejimin konsolidasyonu için ülkesinin yýkýmý anlamýna gelen savaþý “Allah’ýn bir lütfu” olarak niteledi ve beka sorununa yol açmadýðý sürece savaþý bitirmeyi reddetti. Sekiz yýlý aþkýn devam eden o sýcak çatýþma döneminde, iki komþu ülkenin trilyonlarca dolarlýk kaynaðý heba edilirken asýl bedeli iki taraftan da masum milyonlarca genç hayatýyla ödedi.
Eðer o kaynaklar savaþa deðil kalkýnmaya hasredilseydi, bugün sadece Tahran veya Baðdat deðil, tüm Orta Doðu bambaþka bir refah düzeyinde olur, acý ve gözyaþýnýn yerini huzur içinde yaþayan halklarýn mutluluk tablosu alýrdý…
Bugün, Donald Trump ve küçük ortaðý Netanyahu’ nun 60 gün önce baþlattýðý Ýran operasyonunda da benzer bir "illüzyon" perdesi sahnede. Trump, operasyonun günler içinde biteceðini, Tahran’ýn geçmiþteki kýsa süreli çatýþmalar gibi teslimiyeti kabul edeceðini hatta daha da ileri giderek, ekonomik krizle boðuþan halkýn meydanlarý doldurarak rejimi dýþ müdahale olmadan yýkacaðýný varsaymýþtý.
Ancak bu hesapta iki büyük yanlýþ vardý: Birincisi, riske girmeden teslimiyeti imzalayabilecek tek kiþi olan Dini Lider Hamaney’ i Ýsrail’ in öngörü yoksulu þahinleri öldürmüþlerdi ve uzlaþmacý en güçlü isim artýk hayatta deðildi. Ýkincisi ise, “mutlak askeri üstünlük” teorisine dayanan simetrik savaþ sonunda zafere rahatlýkla ulaþacaðýný hesaplayan ABD teorisyenlerinin, sýradan olmayan bir rejimin baþlattýðý asimetrik savaþ karþýsýndaki çaresizliðiydi.
Ýran rejimi, Çin’ li Sun Tzu’nun "zafer olasýlýðý düþükse sakýn savaþmayý deneme" tavsiyesine uyan rasyonel bir yapý deðil; hayatta kalmayý her türlü maddi yýkýmýn üzerinde tutan bir varoluþ mücadelesi yürütme yolunu seçti…
Rejim ve Devrim Muhafýzlarý gibi radikal destekçileri için "hayatta kalmak" baþlý baþýna zaten bir zaferdir.
Bugün Ýran’ýn 21 ilinde sanayi altyapýsý aðýr hasar görmüþ olsa da, Tahran’daki karar verici güç odaklarý Trump’ ý önceki pek çok selefi gibi "müzakere labirenti" ne çekme stratejisini deniyor…
Trump ve akýl danelerinin bir baþka büyük yanýlgýsý ise Ýran’ ýn ekonomik açýdan özellikle de halkýn gýda açýsýndan dayanma gücünü yanlýþ pencereden görmeleriyle ortaya çýktý…
Ýran, yýllar içinde Kuzey Kore’nin 1950’lerde geliþtirdiði Juche* ideolojisinden mülhem bir “kendi kendine yeterlilik” modelini biraz da ambargolardan çýkardýðý derslerle inþa etti…
Nitekim son FAO verilerine göre gýda ithalatý tüm gýda gereksiniminin sadece yüzde 11’i.
Bir baþka ifadeyle dýþarýdan hiç gýda gelmese bile Ýran halký açlýktan kýrýlmaz. Kaldý ki, komþu Pakistan Çin’ in devreye girmesiyle son günlerde Karaçi limanýndan Ýran içlerine ilaç ve acil gýda koridoru açmýþ bulunuyor…
Ýran yine BM’ ler FAO verilerine göre; en az altý ay yetecek gýda rezervine sahip ve önümüzdeki hasat döneminin bu yýl bol yaðýþ alýnmasý sonucu bereketli geçmesi bekleniyor.
Ancak Iran’ a yönelik ABD saldýrýsýyla baþlayan gýda sorunu Ýran’ dan çok diðer dünya ülkelerini tehdit edecek boyutlara evrilmiþ bulunuyor…
Ýran pek çok alanda olduðu gibi tarýmsal ürünlerde de yýllardýr sürdürdüðü politikalarla kendine yetebilir, ancak enerji fiyatlarýndaki sýçrama ve lojistik týkanýklýklar, akýl almaz biçimde artan üre ve gübre fiyatlarýný tetikledi. FAO ve IMF’nin son tespitleri, dünya gýda sisteminin tarihin en büyük girdi þoklarýndan biriyle sarsýldýðýný teyit ediyor ki bugün için göz ardý edilse de küresel felakete yol açabilecek geliþmelerin habercisi…
Gübre ticaretinin kalbi sayýlan bu coðrafyadaki gerilim, üre fiyatlarýný sadece bir ayda %50’nin üzerinde bir artýþla ton baþýna 700 dolarlý seviyelerin üzerine taþýdý. Bu artýþ sadece bir maliyet kalemi deðil, küresel denklemde "girdi kaynaklý verim yýkýmý" dýr.
IMF raporlarýnýn da vurguladýðý gibi; gübreye eriþemeyen çiftçinin ekim alanlarýný daraltmasý, asýl darbeyi 2026 sonbahar hasadýnda vuracak ve dünyayý "gýda enflasyonu" ndan "gýda kýtlýðýna" geçiþ süreciyle yüzleþtirecektir. Örneðin; soya, mýsýr, þeker kamýþý, et ve benzeri pek çok kalemde dünyanýn en büyük tarým ihracatçýlarýndan biri olan Brezilya gübre konusunda 50 milyon tona varan rakamlarla dünyanýn en büyük ithalatçýsý konumundadýr. 2025 itibariyle Brezilya’ nýn gübrede dýþa baðýmlýlýðý %90’ lara dayanmýþ bulunuyor…
Dünyanýn en büyük Dünyanýn en büyük gübre üreticilerinden Yara’nýn CEO’su Holsether’ in uyarýsý ise çok daha ciddi...
Holsether; Ýran’daki savaþ nedeniyle Hürmüz Boðazý’ndan sevkiyatýn aksamasý sonucu baþlayan gübre sýkýntýsýnýn sofralara her hafta 10 milyar daha az öðün olarak yansýyacaðý görüþünde...
Böylesine devasa üretim kapasitesiyle dünyayý doyuran bir ülkenin girdi maliyetlerinde yaþadýðý þok tüm dünyayý yakýnda saracak yangýnýn da habercisi…
Ýran’ da molla rejimi teorisyenlerinden ünlü Demagog Hasan Abbasi’nin sýkça dile getirdiði "Afganistan petrol geliri olmadan yaþayabiliyorsa, bizi engelleyen nedir?" sorusu, bugünkü Ýran rejimin dayanýklýlýk mottosudur…
Bu tablo karþýsýnda ister istemez þu sorunun yanýtý Trump ve þürekâsý için kritik önemde;
Minimal beklentilere alýþkýn Ýran halký üstelik kýtlýk yaþamadan aylar boyu dayanýr da, dünya ve özellikle Amerikan seçmeni Ýran petrolü ve fýrlayan gýda fiyatlarý olmadan kaç ay dayanabilir?
Daha da önemlisi Trump, yükselen akaryakýt ve ekmek fiyatlarýnýn gölgesinde Kasým ayýndaki ara seçimlerden topal ördek haline dönüþmesi bir yana, baþkanlýk koltuðunda oturmayý sürdürebilecek mi? Petrol ve petrodolara dayalý kurulu dünya sistemi çatýrdarken, yýkýlanýn yerini neyin alacaðý biraz da bu sorularýn yanýtlarýna baðlý. Kesin olan bir þey var:
Stratejistlerin harita üzerinde çizdiði o "küçük savaþlar", sýradan vatandaþýn tenceresinde devasa yangýnlara ve yýkýmlara yol açmaya devam ediyor.
* Juche (“Cu-çe” veya “Ju-che”), Kuzey Kore’nin resmi devlet ideolojisidir. “kendine yeterlilik”, “özerklik” veya “kendine güvenme” olarak ta tanýmlanabilir. Daha derin yorumla “insanýn kendi kaderinin efendisi olmasý” olarak anlamlandýrmak mümkün….





