Abdullah Ayan | Pakistan Çin’ in küresel boyutta kutsal müttefiki mi, Truva atý mý?.. | MERSİN MOZAİK
Abdullah Ayan

Abdullah Ayan

Pakistan Çin’ in küresel boyutta kutsal müttefiki mi, Truva atý mý?..


Küresel ve bölgesel çatýþma dönemlerinde deniz ticareti hatlarýnýn ve kritik boðazlarýn (Hürmüz ve Malakka geçmiþte Süveyþ) askeri ablukalarla iþlevsizleþmesi durumunda, "kara-deniz köprüsü" vazifesi gören üçüncü taraf ülkelerin lojistik ve diplomatik birer aktör olarak yükselir.

Küresel ticaret sisteminin omurgasýný oluþturan deniz yollarý, uluslararasý kriz dönemlerinde askeri güçlerin ilk hedefi haline gelmektedir. Özellikle Hürmüz ve Malakka gibi dar geçiþ noktalarý (chokepoints), sert güç unsurlarýnýn ablukalarý karþýsýnda küresel tedarik zincirlerinin en kýrýlgan halkalarýný oluþturur.

Klasik jeopolitik teoriler deniz hâkimiyetine mutlak bir üstünlük atfetse de, küresel çatýþma anlarýnda konvansiyonel rotalarýn dýþýna çýkma zorunluluðu, kara koridorlarýný elinde tutan "bekçi" devletleri birer stratejik çekim merkezine dönüþtürmektedir.

Büyük güçlerin deniz ablukalarýný devreye soktuklarý dönemlerde, coðrafi avantajýný Operasyonel bir koridora dönüþtürebilen üçüncü taraf ülkelerin, geçici birer lojistik üs olmanýn ötesine geçerek küresel düzenin gidiþatýný etkileyen vazgeçilmez aktörler haline geldiði yadsýnamaz bir gerçek…

1979’ da patlak veren Ýran-Irak Savaþý döneminde Mersin’in üstlendiði rol ile bugün Pakistan'ýn Gwadar limaný* ve kara hatlarý üzerinden Çin ile Ýran arasýnda köprü olma misyonunu getirileri itibariyle deðerlendirmemiz gerektiðini düþünüyorum…

1980’li yýllardaki Ýran-Irak Savaþý sýrasýnda Basra Körfezi'nin kapanmasýyla Mersin Limaný üzerinden transit kara yolu hattýnýn Ýran için üstlendiði hayati "tedarik üssü" rolü ile 2026 baharýnda Hürmüz Boðazý'nda patlak veren krizde Pakistan’ýn Çin- Ýran için üstlendiði lojistik "can simidi" arasýnda koþullar itibariyle farklýlýklar yanýnda hayli benzerlikler de var..

Ýran-Irak Savaþý, özellikle "Tanker Savaþlarý" evresiyle Basra Körfezi’ndeki deniz trafiðini felç etmiþ, Ýran limanlarýnýn güvenliðini ortadan kaldýrmýþtý. Deniz yoluyla dýþ dünyaya eriþimi büyük ölçüde kýsýtlanan Ýran Ýslam Cumhuriyeti, hem sivil halkýn temel ihtiyaçlarýný karþýlamak hem de stratejik ham madde akýþýný sürdürebilmek için acil bir alternatif arayýþýna girdi.

O dönem Türkiye’nin Akdeniz’e açýlan kapýsý Mersin Limaný, Ýran ve Irak için adeta bir "nefes borusu" iþlevi gördü. Avrupa ve diðer küresel pazarlardan gelen mallar Akdeniz üzerinden Mersin Limaný’na indiriliyor, buradan devasa týr filolarýyla Doðu Anadolu (Mersin-Doðubayazýt-Gürbulak hattý) üzerinden kara yoluyla Ýran’a, Habur üzerinden de Irak’ a taþýnýyordu…

Mersin, dönemin en büyük transit lojistik üslerinden biri haline gelirken, Türkiye’nin savaþan iki tarafla da faal diplomatik kanallarý açýk tutabilen dengeli ve tarafsýz politikasý, ülkeye hem ciddi bir ekonomik getiri hem de bölgesel bir arabuluculuk sermayesi kazandýrdý. Mersin deneyimi, denizin týkandýðý yerde karanýn can simidi olduðunu kanýtlayan dünyadaki ilk büyük modern örneklerden biri olarak öne çýktý…

1980'lerdeki Mersin senaryosunun bugün çok daha küresel bir ölçekte Pakistan coðrafyasýnda tekerrür ediyor…

28 Þubat 2026'da ABD ve Ýsrail’in Ýran’ýn nükleer ve füze programýna yönelik koordineli saldýrýlarý, Hürmüz Boðazý’nýn mayýnlanmasýna ve bölgedeki gemi trafiðinin %95 oranýnda durmasýna yol açarken 13 Nisan 2026'da ABD’nin baþlattýðý deniz ablukasý, Ýran'ý hem içeriden boðan hem de dýþarýyý kilitleyen çifte bir abluka kýskacýna dönüþtü.

Krizden en büyük darbeyi, ham petrol ithalatýnýn yarýsýný Ortadoðu’dan karþýlayan Çin Halk Cumhuriyeti’ nin almasý kaçýnýlmazdý, ilk etapta öyle oldu.

Savaþ, Çin'in indirimli enerji damarýný bir gecede koparýrken, olasý bir krizde Amerikan donanmasýnýn Malakka Boðazý’ný da kapatabileceði yönündeki kronik "Malakka Dilemmasý"ný somut bir gerçekliðe dönüþtürdü.

Tam bu noktada Pakistan çýktý sahneye, Çin için sadece borçlu bir devlet olmanýn ötesine taþan yeni misyonla, hayati bir enerji ve lojistik sigortasý haline geldi.

Basra Körfezi'nden çýkan petrolün Gwadar Limaný üzerinden karaya indirilerek Karakurum daðlarý aþýlýp Kaþgar’a taþýnmasý, deniz rotasýný 12 bin kilometreden 3 bin kilometreye, 40 günlük ikmal süresini ise 7 güne indiren hayali bile akýl sýnýrlarýný zorlayan bir proje…

Kaþgar - Gwadar arasýnda planlanan günlük 1 milyon varil kapasiteli ham petrol boru hattýnýn devreye girmesi, Çin’i tüm deniz ablukalarýndan tamamen baðýmsýz kýlacak hayal ötesi bir projenin hayata geçmesi demek…

Pakistan’ ýn yüklendiði misyon Çin yanýnda yaþamsal anlamý itibariyle Ýran için çok daha anlamlý…

Pakistan, 25 Nisan 2026'da "Transit Mal Geçiþ Kararnamesi" ni yürürlüðe koyarak, Gwadar ve Karaçi'den Ýran sýnýrýna uzanan 6 kara güzergahýný açarak limanlarda mahsur kalan binlerce konteyner için deniz ablukasýný bypass eden karma bir kara-deniz sistemi kurdu.

Pakistan bu adýmla, týpký geçmiþte Mersin’in yaptýðý gibi, kuþatýlmýþ Tahran’a ekonomik bir çýkýþ supabý saðlamýþ oldu…

Mersin ve Pakistan (Gwadar) hattý karþýlaþtýrýldýðýnda, jeopolitik mekanizmanýn ayný prensiple çalýþtýðý görülür:

Deniz yolu taþýmacýlýðýnýn imkânsýzlaþtýðý noktada, yük limanlarda (Mersin ve Gwadar/Karaçi) karaya indirilmekte ve güvenli hinterland üzerinden karayoluyla hedef ülkeye ulaþtýrýlmaktadýr.

1980'lerde Mersin Özal’ ýn denge politikalarý sayesinde savaþan Ýran ve Irak’ ý baþta ilaç ve gýda olmak üzere ayakta tutarken; 2026'da Pakistan hem ambargolu Ýran’a lojistik nefes aldýrmakta hem de dünyanýn en büyük üretim gücü olan Çin’in enerji güvenliðini üstlenmektedir.

Týpký Türkiye’nin Özal dönemine özgü tarafsýz arabuluculuk konumu gibi, Pakistan da bugün Washington, Tahran, Riyad ve Pekin ile ayný anda konuþabilen nadir aktörlerden biri. "Ýslamabad Görüþmeleri" ile taraflarý masaya oturtan Pakistan, parçalanmýþ bir dünyada herkesle müzakere edebilmenin getirdiði muazzam bir diplomatik sermayeyi de bir anda önünde buldu…

Pakistan açýsýndan en kritik kýrýlma noktalarýndan biri, bu yeni iþ birliðinin sadece yollar ve limanlardan ibaret olmayacaðýna iliþkin geliþmeler…

Pakistan Baþbakaný Þehbaz Þerif, 23 Mayýs günü resmi davetli olduðu Çin ziyaretini Pekin’ den önce, son yýllarda yapay zeka, robotlar, derin merkezli teknolojilerle öne çýkan Hangzhou þehriyle baþlatmayý tercih etti…

Þerif yanýna Bilgi Teknolojileri Bakaný Þaza Fatýma Hoca'yý almýþ, ‘Pakistan yalnýzca Çin mallarý için bir kara transit güzergahý olmayý deðil, Çin'in dijital ve teknoloji ekosistemine asli bir ortak olarak dahil olmayý da istiyor’ mesajýyla gelmiþti Hangzhou’ ya…

Hangzhou bir dönem Alibaba'nýn merkezi olarak tanýnýyordu; bugün Çin'in öne çýkan derin teknoloji merkezi konumuna geldi.

Hangzhou, yapay zeka þirketi DeepSeek'in, ‘Çin'in Altý Küçük Ejderhasý’ olarak anýlan ve yapay zekadan robotik ile uzamsal biliþime kadar uzanan giriþimlerin, dünyayý þaþýrtan düþük maliyetli yapay zeka modellerinin ve Deep Robotics robot þirketlerinin de merkez üssü…

Özetlersek; Shenzhen Çin'in donaným baþkentiyse Hangzhou da yazýlým ve yapay zekânýn baþkenti ve Þerif Pekin’ den önce teknoloji baþkentine gitmeyi tercih etti…

Batý pazarlarýnda teknolojik kýsýtlamalarla karþýlaþan Çin için 240 milyon nüfuslu Pakistan, artýk transit güzergahý deðil; Çin yapay zeka modellerinin ve dijital standartlarýnýn konuþlandýrýldýðý bölgesel bir teknolojik sýðýnak olma arayýþýnda…

Geçmiþte Mersin'in üstlendiði ve geçici dalga olarak yükselip sönümlenen dönemsel ve konjonktürel lojistik konumun, bugün Pakistan-Çin hattýnda kurumsal, kalýcý ve dijital bir blok tasarýmýna dönüþtüðünü göstermesi bakýmýndan önemli…

1980’lerde Mersin’in konjonktürel olarak üstlendiði "kuþatýlmýþ bir bölge coðrafyasýnýn dýþ dünyaya açýlan kapýsý" olma rolü, 2026 dünyasýnda küresel bir enerji ve teknoloji savaþýnýn tam merkezinde Pakistan (Gwadar) tarafýndan yeniden yaratýlýyor.

Çin, muazzam ekonomik gücüne raðmen enerji koridorlarýný sert güçle tek baþýna açýk tutamadýðýný görürken Pakistan gibi bir "lojistik bekçiye" yaslanmak zorunda kaldýðýnýn farkýnda…

Çok kutuplu Yeni Dünya haritasýnda askeri üstünlüðün tek baþýna krizleri çözmeye yetmediði, Deniz yollarýnýn týkandýðý küresel çatýþma anlarýnda, kara köprülerinin ve geçiþ kapýlarýnýn kulpunu elinde tutan devletlerin, baðýmlý pozisyonlardan sýyrýlarak küresel düzenin gidiþatýný belirleyen vazgeçilmez stratejik ortaklar seviyesine yükseldiði görülüyor.

Bu yönüyle Pakistan, 1980’ lerdeki Türkiye’ nin Mersin’de hayata geçirdiði lojistik avantaj deneyiminden farklý olarak 21. yüzyýl dijital ve jeopolitik kodlarla güncellenmiþ yeni bir modeli sürüyor dünya sahnesine..

Keþke Türkiye ve özelde Mersin, geçmiþteki deneyimlerden derslerle yenileyebilseydi refah getirecek stratejik geliþim planýný…

*Sonraki makalede Gwadar Liman bölgesinin Çin stratejisi bakýmýndan önemini ve yapýlan yatýrýmlarla bugün yüklendiði misyonu ele alacaðým…



ARÞÝV YAZILAR