Barýþ Eroðlu | PROJE TABANLI ÖÐRENME | MERSİN MOZAİK
Barýþ Eroðlu

Barýþ Eroðlu

PROJE TABANLI ÖÐRENME


Son yýllarda eðitim politikalarýnda sýklýkla duyduðumuz kavramlardan biri de ‘proje tabanlý öðrenmedir’. Öðrencilerin araþtýran, sorgulayan, üreten ve iþ birliði içinde çalýþan bireyler olarak yetiþtirilmesini hedefleyen bu yaklaþým son derece deðerlidir. Ancak asýl soru þu: Eðitim sistemimizin genel yapýsý gerçekten proje tabanlý öðrenmeyi desteklemekte midir?

Bu soruya olumlu yanýt vermek oldukça güçtür. Ülkemizde öðrencilerin eðitim hayatýný belirleyen temel unsur hâlâ merkezi sýnavlardýr. Ortaokuldan liseye geçiþte, liseden üniversiteye geçiþte öðrenciler çoktan seçmeli sýnavlarda elde ettikleri baþarýya göre deðerlendirilmektedir. Bu durum, proje tabanlý öðrenmenin temel mantýðýyla açýk bir çeliþki içindedir.

Proje tabanlý öðrenme; araþtýrmayý, üretmeyi, takým çalýþmasýný ve uzun soluklu düþünmeyi gerektirmektedir. Merkezi sýnavlar ise çoðu zaman belirli bir süre içinde doðru þýkký bulma becerisini ölçmektedir. Bir tarafta sürece odaklanan bir eðitim anlayýþý, diðer tarafta sonucu esas alan bir deðerlendirme sistemi vardýr. Öðretmenler ve öðrenciler doðal olarak sýnav baþarýsýna öncelik vermek zorunda kalmaktadýr. Böyle bir ortamda proje çalýþmalarý çoðu zaman ikinci planda kalmakta, hatta kimi zaman yalnýzca formalite olarak yürütülmektedir.

Aslýnda proje temelli eðitim anlayýþý bu topraklar için yeni bir fikir deðildir. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda kurulan Köy Enstitüleri bunun en önemli örneklerinden biri olmuþtur. 1946’da statüsü deðiþtirilen ve 1954 yýlýnda kapatýlan bu kurumlar, öðrencilerin yalnýzca akademik bilgi edinmelerini deðil, ayný zamanda üretim süreçlerine katýlmalarýný, yaþayarak öðrenmelerini ve öðrendiklerini toplum yararýna kullanmalarýný amaçlamaktaydý. Tarýmdan el sanatlarýna, yapý iþlerinden kültürel faaliyetlere kadar birçok alanda öðrenciler doðrudan uygulamanýn içinde yer almaktaydý. Bugün "proje tabanlý öðrenme" adýyla savunulan birçok ilkenin Köy Enstitülerinde onlarca yýl önce hayata geçirildiði görülmektedir.

Ancak günümüzde eðitim politikalarýnda sýkça dile getirilen yenilikçi yaklaþýmlar ile öðrencileri bekleyen sýnav sistemi arasýnda ciddi bir uyumsuzluk bulunmaktadýr. Bir yandan gençlerden yaratýcý olmalarý, problem çözmeleri ve proje geliþtirmeleri beklenirken; diðer yandan geleceklerini birkaç saatlik merkezi sýnavlarýn sonucuna baðlayan bir yapý korunmaktadýr.

Eðer gerçekten proje tabanlý öðrenmeyi eðitim sisteminin merkezine yerleþtirmek istiyorsak, yalnýzca müfredatý deðil, ölçme ve deðerlendirme anlayýþýný da deðiþtirmemiz gerekmektedir. Aksi hâlde proje tabanlý öðrenme, etkileyici bir kavram olmaktan öteye geçemeyecektir. Öðrencilerin üretimle, araþtýrmayla ve gerçek yaþam deneyimleriyle öðrenmesini istiyorsak, onlarý yalnýzca test çözen bireyler olarak deðerlendiren sistemleri terk etmek zorundayýz.

Söylemlerimize ek olarak ayný çeliþkiyi vurgularcasýna, hafta sonu uygulanacak olan LGS yani liselere geçiþ sýnavýnýn öðrencilerimize güzel baþlangýçlar kazandýrmasýný diliyorum.

Unutulmamalýdýr ki:

"Eðitimli bir insan, sadece tüketen deðil; üreten, geliþtiren ve deðer katan insandýr." (Mustafa Kemal Atatürk)



ARÞÝV YAZILAR