Abdullah Ayan | Akdeniz Isýnýrken: Akkuyu ve Mýsýr’ daki El-Dabaa NGS’ lerinin Ýklim Testi… | MERSİN MOZAİK
Abdullah Ayan

Abdullah Ayan

Akdeniz Isýnýrken: Akkuyu ve Mýsýr’ daki El-Dabaa NGS’ lerinin Ýklim Testi…


Akkuyu NGS'nin potansiyel risklerini deðerlendirirken üzerinde durduðum argümanlar arasýnda, Doðu Akdeniz'e konuþlanan tesisin soðutma suyuyla ilgili sorunlarý önemli bir yer tutuyordu.

Oysa yýllardýr yaz-kýþ ortalama sýcaklýðý bile hayli yüksek olan Doðu Akdeniz'den alýnýp yeniden denize býrakýlacak sularýn ileride nasýl sorunlara yol açacaðý konusu hep geçiþtirildi.

Þimdi ise neredeyse kapalý bir havza haline gelen Akdeniz'in, deyim yerindeyse "kaynamaya baþladýðý" haberleri medyada sýklýkla yer almaya baþladý. Elbette bildiðimiz anlamda sular fiziken kaynamayacak. Ancak son günlerde 33-34 dereceye ulaþan deniz suyu sýcaklýklarýndan söz ediliyor ki bu durum, en azýndan yaz mevsimlerinde gerçekten kritik bir evreye geçildiðini gösteriyor.

Açýk okyanus akýntýlarýyla yeterince tazelenemeyen yarý kapalý bir çanaðý andýran Doðu Akdeniz'i, güneþ radyasyonu ve sýcak hava dalgalarý hýzla ýsýtýyor. Bu ýsýnmanýn iklim deðiþikliði nedeniyle önümüzdeki dönemde daha da artacaðý ise yadsýnamaz bir gerçek.

Soðutma amaçlý çekilen su, tesisi soðutup yeniden denize verildiðinde sýcaklýðý 7-10 derece kadar yükselmiþ oluyor. Bir baþka ifadeyle, 33 derecede çekilen su, denize 40 ile 43 derece arasýnda bir sýcaklýkla geri dönüyor.

Bu dereceye ulaþan bir deþarj suyu, kýyý þeridinde çözünmüþ oksijen seviyesini hýzla düþürerek balýk ölümlerine, mercan ve bentik yaþamýn zarar görmesine yol açar. Yasal çevre mevzuatlarý deþarj sýcaklýðýný ve etki alanýný kesin sýnýrlarla kýsýtladýðý için, þartlar aþýldýðýnda santralin üretimi durdurmak zorunda kalmasý dahi olasýdýr.

Bir diðer risk ise biyolojiktir: 33 °C üzerindeki deniz suyu sýcaklýklarý; denizanasý, midye ve mikroskopik alglerin patlama þeklinde çoðalmasýný tetikler. Bu canlýlar soðutma suyu alma yapýlarýnýn filtrelerini ve ýzgaralarýný týkayarak santralin aniden devreden çýkmasýna neden olabilir.

Uzmanlara göre dünyadaki birçok nükleer santralin acil durum soðutma sistemleri ve ýsý eþanjörleri, maksimum 28–32 °C deniz suyu sýcaklýðýna göre tasarlanmýþtýr. Su sýcaklýðý 33–34 °C’ye ulaþtýðýnda bu güvenlik marjlarý hýzla daralýr.

Çünkü soðutma suyu sýcaklýðý arttýkça buharýn yoðuþmasý zorlaþýr ve kondansatör içi basýnç yükselerek vakum kaybý yaþanýr. Giriþ suyu sýcaklýðýndaki her 1 °C'lik artýþ, elektrik üretiminde yaklaþýk %0,5 ile %0,7 arasýnda verim kaybý anlamýna gelir.

Akkuyu NGS' nin tam olarak hangi deniz suyu sýcaklýðý limitlerine göre tasarlandýðý konusunda bugüne kadar kamuoyuna tatmin edici bir bilgilendirme yapýlmýþ deðil.

Ancak þu gerçeði biliyoruz: Doðu Akdeniz’in genel ortalamasýnýn sürekli 33 °C olmasý iklim modellerine göre önümüzdeki onlarca yýlýn senaryosu olsa da; yaz aylarýnda Doðu Akdeniz kýyýlarýnda ve körfezlerinde 33 °C’lik lokal sýcaklýklar þimdiden ölçülmekte ve yaþanmaktadýr.

Türkiye çevre mevzuatýna ve ÇED taahhütlerine göre, santralden salýnacak suyun karýþtýðý deniz alanýndaki sýcaklýk artýþýnýn doðal ortam sýcaklýðýný en fazla 1-2 °C aþmasýna izin verilmesi söz konusu. Bu sýnýrlar zorlandýðýnda reaktörün güvenlik protokolü gereði otomatik veya manuel olarak tamamen durdurulmasý gündeme gelir.

Nitekim Avrupa'daki (Fransa, Ýspanya) nükleer santraller; nehir ve deniz birleþimlerinde su sýcaklýðý 28 °C'yi geçtiðinde reaktör güçlerini düþürmekte veya çevresel yasalar gereði üretimi tamamen kesmektedir.

 

Son günlerde artan sýcaklýklar ve kurumaya yüz tutan nehirlerin yarattýðý riskler sonucu Avrupa ülkelerindeki NGS'lerde yaþanan son durumu özetlersek:

Macaristan (Paks NGS): Ülke elektriðinin %40'ýndan fazlasýný üreten Tuna Nehri kýyýsýndaki Paks NGS, nehirden yeterli soðutma suyu çekilememesi ve su seviyesinin kritik sýnýra gerilemesi nedeniyle kapasitesini %10 seviyelerine kadar düþürmüþ, tamamen kapanmanýn eþiðinden dönmüþtür.

Romanya (Cernavodă NGS): Tuna Nehri'ndeki su akýþýnýn düþmesi üzerine Romanya ordusu ve sivil yetkililer, santrale su akýþýný yönlendirmek amacýyla nehir yataðýndaki kaya oluþumlarýna patlatma yapmak ve geçici setler çekmek zorunda kalmýþtýr. Buna raðmen santralde reaktör kýsýntýlarýna gidilmiþtir.

Ýsviçre (Beznau NGS): Aare Nehri'nin aþýrý ýsýnmasý nedeniyle Beznau Nükleer Santrali'nde üretimin düþürülmesi gerekmiþtir.

Elektriðinin yaklaþýk %70'ini nükleerden saðlayan Fransa'ya gelince:

Santral reaktörleri yüksek sýcaklýklara dayanýklý olsa da soðutma sonrasýnda nehre geri salýnan suyun ekosistemi yakmamasý için yasal deþarj limitleri uygulanmaktadýr. Nehir sýcaklýklarý 28 °C eþiðine yaklaþtýðýnda santral iþletmecisi EDF, reaktör güçlerini %50–%80 seviyelerine düþürmekte veya reaktörleri tamamen durdurmaktadýr. EDF, nehir suyuna baðýmlýlýðý azaltmak ve deþarj suyunu ekstra soðutacak yatýrýmlarý yapmak için milyarlarca avroluk adaptasyon paketlerini devreye sokmaya çalýþýyor.

Mersin Akkuyu ve karþý yakadaki Mýsýr kýyýlarýnda yükselen El-Dabaa NGS, Rus Devlet Atom Enerjisi Kurumu ROSATOM tarafýndan, 3+ Nesil VVER-1200 reaktör teknolojisiyle inþa ediliyor.

Her iki santral de Doðu Akdeniz’in ýsýnma koþullarý dikkate alýnarak tasarlanmýþ olsa da beklenmedik biçimde hýzlanan küresel ýsýnma, teknik kýsýtlarý derinleþtiriyor.

Deniz yüzey suyu sýcaklýðý yazýn 33 °C’ye ulaþsa dahi, soðutma suyunun yüzeyden deðil derinlerden çekileceði ve giren suyun daha soðuk olacaðý doðal.

Ancak derin su alýmýna raðmen genel Akdeniz çanaðýndaki ýsýnmanýn ve ekolojik deðiþimin yaratacaðý riskleri göz ardý etmek, sorunu fazla hafife almak demektir.

Su sýcaklýðýndaki artýþ ve deþarj dengesindeki hassasiyetler nedeniyle ileride þu sorunlarýn yaþanmasý kaçýnýlmaz:

Örneðin yoðuþma verimi düþmesi ve elektrik üretiminin azalmasý sonucu yaz aylarýnda yükselen deniz suyu sýcaklýðý nedeniyle gerek Akkuyu gerekse El-Dabaa NGS'de %5 ila %15 arasýnda güç kýsýntýsýna gidilmesi söz konusu olabilir.

Ama asýl büyük tehdit biyolojik kökenli; Doðu Akdeniz’in ýsýnmasý sonucu daha þimdiden Kýzýldeniz kaynaklý denizanasý, makro-yosun ve midye popülasyonlarýnda patlama gözleniyor…

Aþýrý ýsýnan Akdeniz sularýnda çoðalan bu canlýlar; sadece balýkçýlýðý ve turizmi vurmakla kalmayýp NGS'lerin soðutma suyu alma sistemlerindeki filtreleri týkama potansiyeline de sahip. Böylesi geliþme ise santrallerin güvenlik gerekçesiyle aniden devre dýþý býrakýlmasýna yol açabilecek kadar ciddi bir risk potansiyeli taþýyor…

Yukarýdaki senaryonun en kötümser olasýlýklarý içerdiðinin farkýndayým…

Ancak söz konusu Nükleer Santral gibi bir projeyse baþta insan olmak üzere tüm canlýlarý ve doðayý yaþamsal anlamda ilgilendirmesi nedeniyle en küçük bir detayý dahi göz ardý etmek mümkün olabilir mi?

Bugüne kadar Tuna ve Ren gibi tüm kýta Avrupa’ sýna hayat veren iki nehrin gün gelip kuruyacaðý kimin aklýna gelirdi ki?

Ama oldu…

Bu geliþmeler ýþýðýnda olasý her felakete göre planlar yapmak zorunda olduðumuzu akýldan çýkarmamamýz gerekiyor…



ARÞÝV YAZILAR