Perde kapandýðýnda...
…oyunun figüranlarýyýz aslýnda!
Can öðüten canavara dönüþtürülen sistem içerisinde, çeþitli yollardan istismar edilerek yoyulan fakir fukara çocuklarýnýn dramý, soðuk kýþ gecelerinin karanlýðýnda ýssýz sokaklarda simit, yazýn sýcaðýnda þimdi yerine Akdeniz Belediyesi hizmet binasýnýn kondurulduðu eski Eski Sebze Hali'nde buzlu su satýþým, üstü açýk kamyonlarda ayaz yiyerek narenciye kesmeye giden kamyon kamyon iþçiler, Þadi Bey’in Fabrikasý'ndan daðýlan ayaðý terlikli kadýnlar, delikanlýlýða adým attýðýmýz devredeki maceralar, daha sonra duyulan piþmanlýklardan oluþan yaþam kesitleri anýlar denizine savuruyor beni...
Aldýðým sýnýf bilinciyle deðiþen dünyam, bir film þeridi gibi akýp gidiyor gözlerimin önünden…
Keþkelerle örülü duyulan piþmanlýklar kiþinin yüreðini nasýl daðlar bilir misiniz?
Paslý bir çivi gibi içinizi acýtan an, yaþanýp gitmiþtir artýk; asla geri döndüremezsiniz zaman çarkýný. Baþka gözle bakýp bir þeyleri ispatlama hýrsýyla belki de örselediðiniz kimseler kim bilir hangi diyarlardadýr…
Bulup konuþmak, özür dilemek istersiniz ama yapamazsýnýz; tren çoktan kaçmýþtýr artýk…
Bakar kalýrsýnýz yýlan gibi kývrýlýp giden raylara…
“Günde en az beþ kiþiyle yatmak deðildi isteði / ten rengi çorap / ince topuk ayakkabý / bir de sýcacýk yuvaydý özlemi…” dizeleri dökülür dilinizden...
Adamlýðýnýzdan utanýrsýnýz…
Derdinizdir görmediðiniz insanlarýn dertleri gayrý...
Issýz dað köylerinde naçar insanlarla içlenir, büyük kentlerin varoþlarýnda üþürsünüz, kayalara çarpýp parçalanan dalgalardan daðýlan su zerrecikleri gibi saçýlýrsýnýz gidersiniz bilinmezliklere…
Ýçinizdeki acemi þair okur þiirini:
Ýþte bir sonbahar / Aðaçlar gazel döküyor / Geçmiþteki gibi sökün etmiyor artýk / Yamaçtan keklikler / Boþa havlýyor / Dað köylerindeki çoban köpekleri / Kurtlar çakallar tilkiler / Çoktan inmiþler düze / Meydan onlarýn / Dalýyorlar dört bir yana
Beri yanda / Kadýnlý erkekli dal gibi insanlar / Yaprak gibi dökülüyor sokaklarda patýr patýr / Yavan ekmeðin peþinde / Karýþýyor gýcýrtýsýna / Ýþsizlerin ahý / Çocuklarýn feryadý / Yüzlere kapanan kapýlarýn…
Þiirin dilinden daha da yakýcýdýr yaþamýn gerçekleri...
Günümüz dünyasýnda, her biri ayrý alýcý kuþtur yaldýzlanarak sunulan ürünlerin...
Tabii ki pusudadýrlar, gün yüzü görmemiþ çocuklarý yoymak için dört gözle bekleyen kurtlar, tilkiler, çakallar…
Bu arada, kasaba politikacýlarýndan oluþan sözde devlet adamlarý üst perdeden atarak nutuk çekerler meydanlarda...
Gençlikmiþ, ülke geleceðiymiþ ne gam!
Onlarýn tek amacý, saltanatlarýný biraz daha uzatmaktýr!
Evet sevgili dostlar, kimilerimizin sadece “ah vah” ettiði, biraz samimi olanlarýmýzýn ise yürek burkulmasýyla geçirdiði yaþam savaþýnda telef olan isimsiz kahramanlarýn çetelesi bile tutulmuyor...
Her ne kadar kabullenmesek de sahnelenen çirkin oyunun figüranlarýyýz aslýnda!
Perde kapandýðýnda biçilen rolü reddedenler bayraklaþacak, boyun eðenlerse geride ayak izi dahi býrakmadan yok olup gideceklerdir.





