“Tarihin Sonu” Tezinden Belirsizlikler Çaðýna: Küresel Kaosun Gölgesinde Türkiye’nin Bölgesel Sýnavý...
Dünya, Soðuk Savaþ sonrasý inþa edilmeye çalýþýlan ve Francis Fukuyama’ nýn "Tarihin Sonu" teziyle kavramsallaþtýrýlan liberal hayallerle donatýlan paradigmanýn çöküþüne tanýklýk ediyor.
Ulus devletlerin iþlevini yitireceði, sýnýrlarýn önemsizleþeceði ve serbest piyasanýn tüm gezegene tek baþýna hâkim olacaðý iddiasý; krizler, çatýþmalar ve bozulan dengelerle çoktan rafa kalktý.
Bugün, son yüz yýla damgasýný vuran hegemon güçlerin kabuklarýna çekilmeye çalýþtýðý, eski kurallarýn geçerliliðini yitirdiði ancak yenilerinin de henüz koyulamadýðý tehlikeli bir "belirsizlikler çaðý" sürecinden geçmekteyiz…
Yüzyýl öncesindeki küresel oyun kurucu en önemli aktörü Ýngiltere’ nin ikinci dünya savaþýyla bayraðý devrettiði ABD, üstlendiði yükü taþýyamama sonucu bugün geri çekilirken, Sovyetler Birliði ve ABD’ nin, soðuk savaþ dönemi ortaklaþa kurduklarý iki kutuplu düzenin son ayaðý yýkýlmakta…
Soðuk Savaþ dönemi; iki kutuptan birini oluþturan Sovyetler Birliði ve merkezindeki Rusya için zamanla altýndan kalkýlamaz bir ekonomik faturaya dönüþmüþ ve sonunda Blok duvarlarý, savunma hatlarý, sosyal, siyasal, iktisadi tüm mekanizmalarýyla çökmüþtü…
Þimdi ABD, Soðuk Savaþ döneminde rakibin boþalttýðý bölgeyi de içine alan geniþ bir etki alanýna sahip ancak, üstlendiði fatura da o etki sýnýrlarý çerçevesinde her gün biraz daha ödenmesi imkânsýz hale geliyor…
Milli gelirinin üzerine çýkan borçlar ve o borçlarý çevirmek için ödenecek faizler, finanse edilmesi olanaksýz savaþ harcamalarý, ABD’ yi aðýr aðýr iflasa sürüklemekte…
Trump' ýn içinde bulunduðu çýkmazýn, yaþadýðý gel gitlerin kýsaca meselenin temelinde bu gidiþat yatýyor…
Örneðin ABD kendi kurduðu NATO’ yu daðýtmak en azýndan askeri harcamalarý Avrupa’ lý müttefiklerin sýrtýna yýkmak istiyor ama translantik o kadar hantal ve aðýr ki, manevra yapmak bile neredeyse olanaksýz…
Çok daha çarpýcý geliþme Japonya ve Güney Kore gibi ABD’ nin korumasý altýndaki iki kutsal müttefikiyle son günlerdeki iliþkileri…
Çin’in geleneksel müttefiki Kuzey Kore ile ABD’deki Trump yönetimi sýcak temaslar kurmaya giriþirken, Washington Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda bölgesel temsilciliðini üstlenen liberal Güney Kore’yi dahi kaderine terk etme anlamýna gelecek adýmlar atmaktan çekinmiyor…
Yine ABD’ nin, ikinci dünya savaþýndan beri ordusu bile olmayan Japonya’ yý savunmak için dayattýðý fatura…
Asýl ilginci soðuk savaþýn iki liderinin en azýndan Rusya’ nýn boþalttýðý alaný Çin bugün alýþýlagelen askeri güçle deðil, bölgesel ortaklýklarla üretim ve tedarik zincirleri oluþturarak ‘kazan doldurmayý tercih ediyor…
Küreselleþmenin ve dünya geneline egemen olacak serbest ticaretin liderliðini uzun zaman kimseye býrakmayan ABD; bugün kendi pazarlarýný yüksek gümrük duvarlarýyla korumaya çalýþan, uluslararasý kurumlarýný kendi eliyle baltalayan ve enerjisini yükselen Çin tehdidine odaklanmak isteyen korumacý bir yapýya büründü.
Rusya-Ukrayna savaþý, Gazze’de yaþanan soykýrýmdan beter insanlýk dramý ve Ýsrail’in giriþimleriyle Ýran bataklýðýna çekilen Washington, stratejik bir kafa karýþýklýðý yaþýyor.
Diðer tarafta Çin ise ucuz üretimi ve imalat gücüyle dünyayý istila etmekte...
Ancak Xi Jinping liderliðindeki Pekin yönetimi; ne eski Sovyetler Birliði gibi ideolojik alternatif sunan bir kutbun liderliðine hevesli, ne de ABD’nin býraktýðý küresel güvenlik maliyetlerini ve "dünya polisliði" rolünü üstlenmeye niyetli.
Aksine Çin, küresel kaostan korunup ürettiklerini dünyaya satarak fýrtýnanýn dinmesini bekliyor.
Bu küresel vizyon deðiþimi, en keskin yansýmalarýný Ortadoðu sahasýnda veriyor. Türkiye ile Ýsrail’i Suriye’de karþý karþýya getiren tehlikeli yoklamalar, Irak Kürdistan bölgesine yönelik Ýran saldýrýlarý ve ABD’nin 30 Eylül 2026 olarak duyurduðu Irak’tan çekilme kararý, bölge dengelerinin ne kadar dinamik ve zeminin kaygan olduðunu gösteriyor.
Özellikle Washington’ýn izlediði son politikalar bir gerçeði bir kez daha çýplaklýðýyla ortaya koydu:
ABD’nin bölgedeki yerel aktörlerle, özellikle Kürtlerle kurduðu iliþkinin stratejik bir ortaklýk deðil, tamamen dönemsel ve taktiksel bir araç olduðuna hep birlikte tanýk olduk…
Önce Rojava’daki SDG, þimdi de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), ne kadar korumasýz olduðunu görerek ABD gibi bir güvenilmez ortaðýn acýmasýz terk ediþleri gerçeðiyle yüzleþiyor.
Müttefiklerin son geliþmeler karþýsýnda yalnýz býrakýlmasý, emperyal güçlerin "günlük hesaplar" uðruna yerel ortaklarýný ne kadar hýzlý gözden çýkarabileceðinin somut kanýtýdýr.
Tam da bu nedenle, Türkiye’de PKK’nýn silahsýzlanmasý baðlamýnda yürütülen süreç ve Ýmralý/Öcalan ile yürütülen müzakereler iç dinamiklerden ziyade dýþ konjonktürün zorlamasýyla þekillenmekte… Yaklaþýk 20 aydýr aðýr aksak ilerleyen, hatta zaman zaman duran sürecin son dönemde birdenbire hýz kazanmasý ve çerçeve yasa tasarýsýnýn Meclis’ten 467 oyla jet hýzýyla geçirilmesi, sýnýrlardaki baþ döndürücü geliþmelerden baðýmsýz ele alýnabilir mi?
Ve Suriye’ deki Kürt oluþumu PYD/SDG lideri Mazlum Abdi’ nin, Türkiye’ deki son geliþmelerin hemen ardýndan örgütün kendisini feshederek, yapýlanmanýn tümüyle Þam yönetimine entegre olduðu açýklamasýnýn zamanlamasý tesadüfle izah edilebilir mi?
Bölgede kartlar yeniden karýlýrken Türkiye; kendi iç barýþýný saðlamak, devletin "iç cepheyi tahkim etme" olarak tanýmladýðý adýmlarý atmak ve günün sonunda çok daha etkin bir bölgesel güç olmak sýnavýyla karþý karþýyadýr.
Geleneksel, silahlý güce dayalý binlerce yýllýk emperyal hegemonyanýn yerini Çin’ in baþýný çektiði "kazan-kazan" ilkesine dayalý pragmatik ortaklýklarýn almaya baþladýðý bu yeni dünya düzeninde, deðiþimi doðru okuyan aktörler ayakta kalacak; dünde takýlý kalanlar ise eriyip gidecektir.
Teknoloji ve yapay zekadaki yýkýcý geliþmeler, bu yeni dengelerin en belirleyici dinamiði haline gelecektir.
Yeni kurulan küresel masada kimi yeni lider aktörler "oyun kurucu" olarak yer alacak, süreci okuyamayanlar ise oturduklarý sandalyeleri de terk etmek zorunda kalacaklar…
Türkleri ve Kürtleriyle Türkiye’nin bu tarihsel eþikte hangi rolü üstleneceðine ve bu yeni Dünyadaki konumunun nasýl þekilleneceðine önümüzdeki süreçte hep birlikte yaþayarak tanýklýk edeceðiz…





