Abdullah Ayan | Doðu Akdeniz’ in en büyük deniz faciasý: Refah Vapuru trajedisi…* | MERSİN MOZAİK
Abdullah Ayan

Abdullah Ayan

Doðu Akdeniz’ in en büyük deniz faciasý: Refah Vapuru trajedisi…*


Son günlerde Girne-Taþucu hattýnda meydana gelen, 8 insanýmýzýn hayatýný kaybettiði ve 20 kiþinin kayýp olarak kaydedildiði müessif deniz kazasý, basýn-yayýn organlarýnda çoðunlukla "Doðu Akdeniz tarihinin en büyük kazasý" ifadesiyle sunuldu. Güncel haberciliðin sansasyonel dili ve tarihsel hafýzasýzlýk birleþtiðinde ortaya çýkan bu iddia, ne yazýk ki cumhuriyet tarihimizin en aðýr, en trajik deniz felaketlerinden birinin üzerini örtme riski taþýmaktadýr.

Doðu Akdeniz’in karanlýk sularýna gömülen en büyük trajediyi arayanlarýn, günümüz haberciliðinin sýð sýnýrlarýný aþýp 23 Haziran 1941 gecesine, Mersin açýklarýnda batan Refah Vapuru’ na ve oradan yükselen sessiz çýðlýklara bakmasý gerekmektedir.

Ýkinci Dünya Savaþý’nýn dünyayý kasýp kavurduðu, Türkiye’nin ise hassas bir tarafsýzlýk dengesi yürüttüðü günlerde; Ýngiltere’ nin uzun süre farklý gerekçelerle ertelediði 4 denizaltý ve savaþ uçaklarýnýn teslim alýnmasý amacýyla yetkin denizci ve havacý personelinden bir ekibin görevlendirilmesi…

Ýngilizler kolaylýk olsun diye ekibin Mýsýr Port Sait limanýndan Ýngiltere’ ye hareket edecek Ýngiliz transatlantiðine ulaþtýrýlmasýný önerince askerleri Port Sait’ e nakletmek üzere bir görev planlandý.

Subaylar, astsubaylar, Hava Harp Okulu öðrencileri ve erlerden oluþan 200 kiþilik nitelikli askerî personel, Mýsýr’da kendilerini bekleyen ve sýkýþýk hareket takvimi olan Queen Mary transatlantiðine yetiþmek zorundaydý.

Ancak bu deðerli ekibi Akdeniz’in tehlikeli sularýndan geçirmek için tahsis edilen vasýta; yaþlý, her yaný dökülen ve daha birkaç ay önce Mersin’deki þiddetli fýrtýnada aðýr hasar görüp tersaneye çekilmiþ olan Refah adlý kömür þilebi oldu.

Ambarlarý hala kömür tozuyla kaplý bu yük gemisi, ne personeli taþýyabilecek fiziki þartlara sahipti ne de yeterli güvenlik donanýmýna.

Mersinli marangozlarýn aceleyle güverteye çaktýðý ahþap tuvaletler, çürümüþ can simitleri, jeneratör durduðunda devre dýþý kalan pilsiz bir telsiz ve sadece iki adet yetersiz filika ile Refah, 23 Haziran 1941 günü saat 17.30’da Mersin Yolcu Ýskelesi’nden "Allah’a emanet" biçimde demir aldý.

Geminin Mersin’den hareketinden yaklaþýk 5 saat sonra, Kýbrýs ile Karataþ arasýndaki uluslararasý sularda meydana gelen þiddetli patlamayla Refah Vapuru bir anda ikiye bölündü.

Patlama etkisiyle Jeneratörler durunca telsiz de sustu; denize dökülen yüzlerce asker imdat çaðrýsýnda bile bulunamadý.

Gemideki iki filikadan biri daha ilk anda parçalanýrken, diðer filikaya sýðýnabilen 28 kiþi 20 saati aþkýn bir boðuþmanýn ardýndan Karataþ sahiline ulaþabildi.

Ankara ve devlet kademeleri, faciadan ancak kurtulanlarýn Karataþ Feneri’ndeki telsizden gönderdikleri mesaj üzerine haberdar oldu…

Sahil güvenlik ve kurtarma imkânlarýnýn yetersizliði, iletiþim kopukluklarý ve bürokratik aksaklýklar sonucu yardým intikali gecikince denizdeki can pazarýnda bilanço daha da aðýrlaþtý…

Refah Vapuru felaketinde; 15 deniz subayý, 16 harp okulu öðrencisi, 49 denizaltý astsubayý, 63 er ve 25 gemi personeli olmak üzere toplam 167 yetiþmiþ vatan evladý Akdeniz’in soðuk sularýnda þehit oldu.

Faili meçhul olarak tanýmlanabilecek faciadan sonra baþlatýlan adli ve idari soruþturmalar, Meclis tutanaklarýna da yansýyan sert tartýþmalara sahne oldu.

Dönemin Millî Müdafaa (Savunma) ve Münakalat (Ulaþtýrma) Bakanlarýnýn istifasýna kadar uzanan süreçte, facianýn kesin sebebi —bir Alman/Ýtalyan denizaltý torpidosu mu, zaman ayarlý bomba mý yoksa Fransýz saldýrýsý mý olduðu— hiçbir zaman tam olarak netleþtirilemedi.

Taþýnan personelin hayatý kadar, ihmaller zinciri de gizlilik politikalarý ve dönemin konjonktürel þartlarý arkasýna gizlendi. Þehitlerimizin geride býraktýðý ailelerin hakký ve olayda sorumluluðu bulunanlarýn tespiti uzun yýllar kamuoyundan uzak tutuldu.

Bugün Girne-Taþucu hattýnda yaþanan ve 8 insanýmýzýn hayatýný kaybetmesiyle sonuçlanan kaza þüphesiz büyük bir acýdýr ve her yönüyle incelenmelidir.

Ancak bu olayý "Doðu Akdeniz tarihinin en büyük deniz kazasý" olarak nitelendirmek, hem denizcilik tarihimize hem de Refah Vapuru’ nda göz göre göre ölüme gönderilen 167 þehidimizin aziz hatýrasýný unutturulmamalý…

Doðu Akdeniz’in en büyük deniz trajedisi; ihmalin, liyakatsizliðin ve kaostan beslenen savaþ konjonktürünün beslediði karanlýk iklimde kurban verilen 167 fidanýn hikâyesi olan Refah Vapuru Faciasý…

Tarihi gerçeði özetin de özeti biçimde yeniden hatýrlatmaya çalýþýrken; geçmiþe saygýnýn ve gelecekte benzer acýlarýn yaþanmamasý için gereken kurumsal hafýzanýn tazelenmesini amaçladým…

*Not: Yukarýdaki özet; Refah Vapuru faciasýnýn tüm boyutlarýyla yer aldýðý araþtýrmam “Siyah Beyaz Mersin” adýný verdiðim yayýna hazýr kitabýmdan derlendi…



ARÞÝV YAZILAR