Barýþ Eroðlu | GÜNDEDÜN | MERSİN MOZAİK
Barýþ Eroðlu

Barýþ Eroðlu

GÜNDEDÜN


Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre geçmiþte kalan güzelliklere olan özlem duygusu ve bu duygunun baskýn bir duruma gelmesi (geçmiþseverlik, nostalji) anlamýna gelir.

Son günlerde sosyal medyada baþlayan nostalji akýmý oldukça kabul gördü.

Ýnsanlar yapay zekâ araçlarýný kullanarak bugünkü fotoðraflarýný seksenli ve doksanlý yýllarda yaþýyormuþ gibi deðiþtirdiler. Seksenler dizisinin oyuncu karakteri Ergun Plak’ýn vefat haberi ise sanki o günlere dair içimizden bir baðý kopardý. Neden eski zamanlarýmýzý bu kadar özlerken ayný tavrý iliþkilerimizde ‘vefa’ kavramý üzerine yansýtamýyoruz?

 

Ömür dediðimiz nedir ki?

Çay bardakta

Soðuyana dek geçen zaman

Çayýnýz bardakta soðumadan

Tadýyla için hayatý

 

Soðutmadan sevgileri

Soðutmadan sevdalarý

Soðutmadan dostluklarý  

Yaþayýn doyasýya

 

Seviyorsanýz koþun ardýndan

Beþ dakika bile duracak zaman yok

Kýrmadan, incitmeden

Sevin Ýnsaný

 

Kýrmaya zaman yok

Çayýnýz bardakta soðumadan

Ýçin çayýnýzý hayat geçiyor

Yaþamamak yüreklere zarar……

(Can Yücel)

Eski bir þarký duyduðumuzda içimiz burkuluyor. Çocukluðumuzun fotoðraflarýný görünce bir süre öylece baka kalýyoruz. Bir zamanlar hayatýmýzda olan insanlarýn isimleri, eski evin kokusu, kasetten dinlediðimiz þarkýlar, yaz akþamlarýnýn sohbetleri…

Hepsi bizi bir yerlere götürüyor. Ama ne garip…

Geçmiþi bu kadar özlerken, bugünümüzden o kadar kolay vazgeçiyoruz ki.

Hep gelecekte olmak istiyoruz.  

“Gelecek daha güzel olacak.”

“Biraz daha para kazanayým, sonra…”

“Þu iþler bitsin, kendime zaman ayýracaðým.”

‘Sanki hayat, yaþadýðýmýz günlerde deðil de henüz gelmemiþ bir zamanda baþlayacakmýþ gibi.’

Belki de insan en büyük çeliþkisini burada yaþýyor.

Geçmiþi hatýrlarken onun ne kadar güzel olduðunu düþünüyoruz; geleceði düþünürken de ne kadar güzel olabileceðini…

Ama ikisinin arasýnda duran yaþadýðýmýz aný çoðu zaman fark etmiyoruz. Çünkü geçmiþ güvenli geliyor.

Ne olduðunu biliyoruz. Kaybettiklerimizi bile zaman süzgecinden geçirerek hatýrlýyoruz. Kötü günlerin verdiði sýkýntý azalýyor, güzel anlarýn sevinci çoðalýyor. Çocukluðumuz olduðundan daha güzel, gençliðimiz olduðundan daha masum geliyor.

‘Belki de seksenleri, doksanlarý özlemiyoruz yalnýzca.

O yýllarda olduðumuz kiþiyi özlüyoruz.’

Daha az kaygýlý, daha meraklý, daha kolay sevinen hâlimizi…

Henüz hayatýn bizi bu kadar deðiþtirmediði hâlimizi.

Gelecek ise bunun tam tersi.

Gelecek henüz yaþanmadýðý için kusursuz olacak sanýyoruz.

'Daha iyi bir iþimiz olabilir. Daha çok sevilebiliriz.

Daha huzurlu olabiliriz. Daha cesur, daha baþarýlý, daha mutlu olabiliriz’ diye düþünüyoruz.

Bu yüzden geçmiþe özlem duyuyor, geleceðe umut baðlýyoruz.

 Ve ikisinin arasýnda bugünü unutuyoruz.

Oysa hayatýn bize gerçekten ait olan zamaný bugün.

Geçmiþ artýk bizim elimizde deðil.

Gelecek ise henüz bizim deðil.

Elimizde yalnýzca þu an var.

Belki de bu yüzden þimdiye bakmak bazen bu kadar zor.

Çünkü yaþanýlan an, ne nostalji kadar güzel ne de gelecek kadar umut veriyor.

Eksikleriyle, yorgunluðuyla, belirsizliðiyle, ertelenmiþ hayalleriyle gerçek bir aný yaþýyoruz. Ve insan çoðu zaman gerçekle deðil, hatýrladýðý ve hayal ettiði þeylerle yaþamayý tercih ediyor. Ama hayatýn sýrrý, geçmiþi unutmak ya da geleceði düþünmemek deðil.

Geçmiþi özlerken gülümseyebilmek…

Geleceði beklerken umut edebilmek…

Ama bütün bunlarý yaparken bugünün içinden sessizce geçip gitmemek.

Çünkü bir gün bugün de geçmiþ olacak.

Ve belki yýllar sonra, bugün oturduðumuz sandalyeyi, bugün dinlediðimiz þarkýyý, bugün yanýmýzda olan insanlarý özleyeceðiz.

Belki bugün þikâyet ettiðimiz sýradan bir gün, yýllar sonra hayatýmýzýn en güzel günlerinden biri gibi gelecek.

Ýnsanlar bunu hep biraz geç anlýyor.

Yaþarken sýradan sanýlan þeylerin kýymetini, onlarý kaybettikten sonra öðreniyor. Xx Belki de nostaljinin bize söylediði en hüzünlü þey þu:

Bir zamanlar “bugün” dediðimiz günlerin hepsi, sonunda “eskiden” oluyor.

O yüzden geçmiþi sevelim. Eski þarkýlarý dinleyelim, çocukluðumuzu hatýrlayalým, kaybettiklerimizi özleyelim. Geleceði de sevelim.

Hayal kuralým, umut edelim, yarýný bekleyelim. Ama arada bir durup etrafýmýza bakalým. Belki de farkýnda olmadan yýllar sonra özleyeceðimiz hayatý þu anda yaþýyoruz.  

 

‘Bugünlerde herkes gitmek istiyor.

Küçük bir sahil kasabasýna,

Bir baþka ülkeye, daðlara, uzaklara.

Hayatýndan memnun olan yok.

 

Kiminle konuþsam ayný þey.

Her þeyi, herkesi býrakýp gitme isteði.

Öyle “yanýna almak istediði üç þey” falan yok.  

Bir kendisi.

 

Bu yeter zaten.

Her þeyi, herkesi götürdün demektir.

Keþke kendini býrakýp gidebilse insan.

Ama olmuyor…’

(Can YÜCEL)



ARÞÝV YAZILAR