Hz.Mevlana ve Ýnsan
Bazý insanlar vardýr ki; sadece yaþadýklarý döneme deðil, çok sonralarýna da ýþýk olurlar, ümit olurlar ve yön verirler. Mevlana Celaledin-i Rumi de böyle önemli þahsiyetlerden biridir. Yaklaþýk 8 asýr önce yaþamasýna raðmen günümüzde eserleri fikirleri, sadece ülkemizde deðil tüm dünyada araþtýrýlan, insanlarýn yaþamlarýna dokunmaya devam eden bir Türk Ýslam düþünürü, bir Allah dostudur.
Hz.Mevlana asýrlardýr bizlere ve isteyen tüm insanlara Allah sevgisini, Peygamber sevgisini, insan sevgisini, özetle yaratana ve yaratýlana olan sevgisini, Kuran-ý Kerim'e olan baðlýlýðýný anlatmaktadýr.
Hz.Mevlana’nýn eserlerine bakýldýðýnda pek çok konudan bahsedilse de merkezinde hep insan ve insan sevgisi vardýr. Mevlana kuran-ý kerimde yazýldýðý gibi insanýn yaratýlmýþlarýn en þereflisi ve dolayýsý ile en kýymetlisi olduðuna inanýr. Ýnsanýn günah iþleyebileceðini kabul eder ancak günahlarýndan vaz geçmesinin insaný kýymetli hale getireceðini söyler. “Hatasýz dost arayan dostsuz kalýr.” Diyerek bu görüþünü özetler. Bir diðer sözünde ise “armutu sapýyla çöpüyle tartarlar demektedir.
Mevlâna’mýz kendi ile barýþýk, huzurlu, Allah'ýn kendisine verdiði maddi ve manevi güzelliklerin farkýnda olan, ona þükreden, zorluklar karþýsýnda nasýl düþünüp hareket edeceðini bilen, hoþgörülü, sevgi dolu bir insan olabilmenin yollarýný anlatmaktadýr.
"Beri gel, beri! Daha da beri!
Bu yol vuruculuk ne zamana kadar?
Mademki sen bensin, ben de sen;
Ne zamana kadar bu senlik ve benlik?
Biz Hakk’ýn nuruyuz, Hakk’ýn aynasýyýz.
Þu halde kendi kendimizle ne diye çekiþip duruyoruz?
Bir aydýnlýk, bir aydýnlýktan neden böyle kaçýyor?
Haydi, þu benlikten kurtul, herkesle anlaþ, herkesle hoþ geçin.
Sen kendinde kaldýkça, bir habbesin, bir zerresin;
Herkesle birleþtin, kaynaþtýn mý, bir ummansýn, bir madensin! (…)”
Hz. Mevlana insanýn öncelikle kendini keþfetmesi gerektiðini vurgular. Bu keþif sýrasýnda aradýðý iyiliðin de kötülüðünde kendi içinde olduðunu keþfedecektir insan. Asýl mücadelesini dýþarýda deðil kendi içinde verecektir. Peygamber efendimizin cihad-ý eber dediði (büyük savaþ) insanýn kendi iç dünyasýnda nefsi ile yapacaðý savaþtýr. Bu savaþýn sonunda insan, olgun insan yani Ýnsan-ý Kamil olacaktýr.
“Bir can var canýnda, o caný ara;
beden daðýndaki gizli mücevheri ara;
ey yürüyüp giden dost, bütün gücünle ara;
aradýðýný dýþarýda deðil, kendi içinde ara!”
Hz. Mevlâna yine nefis konusuna dikkat çeker “Bazen melekler bizim temizliðimizi kýskanýr, bazen de þeytanlar kötülüðümüzden kaçarlar” diyerek insaný iyi ve kötü yönleriyle özetleyerek þöyle der:
“Ýnsanda bir hayvan, bir þeytan, bir de rahman sýfatý var. Hangisinden sayýlýrsan kýyamet günü ona katýlýrsýn.”
Belirtmeye çalýþtýðýmýz gibi Hz. Mevlâna bize yine çarpýcý bir örnekle “Musa da sensin, Firavun da. Her ne arýyorsan kendinde ara!” diyerek, insanoðlunun içindeki düþmana hep dikkat çeker ve Mesnevî’sinde þöyle buyurur: “Kendini, kendi vasýflarýndan arýt ki, asýl kendi saf ve pâk kiþiliðini göresin.”
Ýnsan kendini tanýdýkça, nefsini tanýyacak, nefsin kötü isteklerinin nasýl bir huzursuzluk verdiðini, asla tatmin olmadýðýný, halbuki dünyanýn geçici olduðunu ve peþinde koþtuðu dünyalýklarýn da öldükten sonra burada kalacaðýný idrak edecektir. Eðer böyle olmazsa, Hz. Mevlâna’nýn yine Mesnevî’sinde belirttiði gibi nefsinin esiri olacak, içindeki düþmanýn farkýnda olmadan o insanla, bu insanla uðraþacak, her þeye kabahat bulacak ve mutsuz bir þekilde vaktini heba edip gidecektir. Hz. Mevlâna bu konuda da yine çarpýcý örneklerle bize bizi þu þekilde anlatmaktadýr:
“Ýnsanoðlu yaz geldi mi kýþý ister; fakat kýþ gelince bundan da þikayet eder.
Olduðu hale katiyen razý olmaz. Ne darlýktan hoþlanýr, ne de geniþlikten.
Geberesi insan, efendisine ne de âsidir! Doðru yola kavuþur; ama tutar yine inkâra sapar.
Ýnsanýn içindeki nefis de bu tür mahlûklardandýr. Ýþte bundan dolayý yüce Allah “Öldürün nefislerinizi” buyurmuþtur.
Nefis, üç köþeli dikendir; nasýl koyarsan koy yine bir ucu sana batar; ondan kurtulmana imkân var mý?”
Evet nefisten kurtulmak zordur. Bu dünyaya ait istekler, mal, mülk, makam hýrsý hep o nefsin istekleridir. Ýnsan bunlara köle olduðu müddetçe nefsinin esiri olacak ve asla Yaradan’ýn istediði gibi bir insan olamayacaktýr. Ýþte Mesnevî’sinin henüz baþýnda “Ey oðul, kopart zincirlerini! Ne zamana kadar paranýn pulun esiri olacaksýn?” diyerek maddiyatýn insanýn el ve ayaklarýna vurulan bir pranga olarak görülmesini öðütlüyor. Yine makam peþinde koþanlarý da “Allah aþký yanýnda bu padiþah tahtlarý ancak tahta parçasýndan ibarettir” diyerek de bizlere ilahi aþký hedef olarak göstermektedir. Bildiðiniz gibi aþk da öyle kolay avlanýr bir kuþ deðildir. Ýnsanýn benliðini yok etmesiyle, kendini bir “hiç” olarak görmesiyle ve de en önemlisi biraz önce de belirttiðimiz gibi insanýn kendini kendisinden arýtmasýyla yakalanabilecek bir kuþtur.
Kýsacasý;
Ýnsan aþk yolunda ilerlerken asla geldiði aþamayý yeterli görmemeli, hep bir ileri merhaleye geçmeyi hedef edinmelidir. Ben oldum artýk, demeden aþk yolunda, insan-ý kâmil yolunda ilerlemeli.
Hz. Mevlâna bile, aþký soranlara “benim gibi ol da bil” demiþtir. Yine aþk konusunu yazmaya çalýþan kalemin ortadan ikiye bölünüp iþ göremeyeceðini vurgulamýþtýr. Ýþte Hz. Mevlâna’nýn aþk yoluna düþenlerin dikkatli olmasýna dair beyitleri:
“Kim kendi eksiðini görüp anlarsa, yedeðinde dokuz at olduðu halde olgunlaþma yolunda koþar.
Kendini olgunlaþmýþ sanan kiþi ise ilâhî yolda ilerleyemez.
Ey gururlu kiþi! Canýnda, kendini olgunlaþmýþ sanmaktan daha kötü bir hastalýk olamaz.
Sendeki bu kendini beðenme huyu defoluncaya kadar gönlünden de çok kan akar, gözünden de.
Ýblisin hastalýðý “ben Adem’den hayýrlýyým” demesiydi. Dikkat et, bu illet, her yaratýlmýþta vardýr.”
Selam ve sevgilerimle





