Ahmet Coþar | MEVLANA CELALEDDÝN RUMÝ... | MERSİN MOZAİK
Ahmet Coþar

Ahmet Coþar

MEVLANA CELALEDDÝN RUMÝ...


Pandemi nedeniyle iki yýldýr yoksun kaldýðýmýz 17 Aralýk Þeb-i Arus etkinliklerini koþullar elvermediði için yine gerçekleþtiremeyeceðiz, bu nedenle Hz. Mevlana’yý anlatan yazýyý paylaþýyoruz.

Hz. Mevlana’nýn asýl ismi Muhammed Celaleddin’dir. Mevlana kelimesi ise efendimiz anlamýna gelen ve hürmeten büyük kimselerin isimlerinin önüne eklenen bir kelimedir. Tarih boyunca pek çok alim zatýn isimlerinin önüne konan bu kelime yüzyýllar boyunca Muhammed Celaleddin ile özdeþleþmiþtir. Öyle ki günümüzde artýk Mevlana deyince herkesin aklýna Muhammed Celaleddin gelmektedir. Kendisinin yaþadýðý yýllar yaþadýðý coðrafyaya yani Anadolu’ya Rum diyarý denmesi sebebiyle isminin sonuna Rumi takýsý eklenmiþtir.

Hz. Mevlana, bugün Afganistan ülkesinin sýnýrlarý içinde kalan Belh þehrinde 30 Eylül 1207 tarihinde dünyaya gelmiþtir. Babasý Sultan-ül Ulema (Bilginler Sultaný) lakaplý Belh’li Muhammed Bahaaddin Veled dir. Annesi ise Mümine Hatundur. Babasýnýn Belh in ileri gelenleri ile fikir ayrýlýðýna düþmesi neticesinde Belh den göç etmiþler, pek çok þehirde konaklamýþlar ve son olarak Konya’ya yerleþmiþlerdir. Hz. Mevlana’nýn ilk öðretmeni, þüphesiz hareketleriyle, sözleriyle ve telkinleriyle ona etki eden babasý olmuþtur. Hz. Mevlana, babasýnýn vefatýndan sonra babasýnýn talebesi Seyyid Burhanettin Muhakkýk-i Týrmýzi tarafýndan yetiþtirilmeye devam etmiþtir. Seyyid Burhaneddin Mevlana'ya 9 yýl mürþitlik etmiþ ve sonra Konya’dan ayrýlarak Kayseriye gitmiþ ve burada vefat etmiþtir. Seyyid Burhaneddin’in Konya’dan ayrýlmasýndan bir süre sonra Tebrizli Þemsettin Konya’ya gelmiþtir. Þemsin gelmesinden önce fetvalar veren, vaazlar ve dini açýklamalarda bulunan, sabahlara kadar kitaplar okuyan Hz. Mevlana, Þemsin teþviki ile bu adetlerden vazgeçmiþ, gazeller okumaya baþlamýþ, bazen sabahlara kadar devam eden sema meclisleri ile Hz. Þems ile yaptýklarý sohbetler hayatýnýn vazgeçilmezi olmuþ ve sonunda daha coþkun bir yapýya bürünmüþtür. Hz. Þems onun geçirdiði bu deðiþim hakkýnda þu sözleri sarf etmiþtir “ Mevlana öyle verimli bir topraktý ki bu topraktan güzel ürün elde edebilmek için topraðýn ilk önce alt üst edilmesi gerekmekteydi.”

Hz. Mevlana ile Hz. Þems arasýndaki iliþkiyi son dönem Mevlevi büyüklerinden Abdülbaki Gölpýnarlý Mevlana Celaleddin adlý kitabýnda þu þekilde anlatmaktadýr.

…..Þems gelemeseydi Mevlana, Mevlana olmayacak ,Sýra þeyhlerinden bir þeyh, sayýsýz sufilerden bir sufi olacaktý. Fakat þu da muhakkak ki, Mevlana, Þems ile görüþmeseydi, Þemsin de ne adý duyulacaktý ne saný. Mevlana zaten bu coþkunluða hazýrdý. O silinmiþ, arýnmýþ, zeytinyaðý konmuþ, fitili yapýlýp düzeltilmiþ bir kandildi adeta. Bu kandilin yanmasý için bir ateþ, bir kývýlcým lazýmdý. Ýþte þems o vazifeyi gördü. Fakat o yaðý tükenmeyen, ýþýðý Þemsi bile göstermeyecek kadar kuvvetli olan kandil yanýnca ,Þems de ona bir pervane kesildi, canýný verip onun ýþýðýna karýþtý…...

Hz. Mevlana ve Hz. Þems arasýndaki bu büyük dostluðu çekemeyen kiþilerin dedikodularý yüzünden Hz Þems önce Konya’dan bir müddetliðine ayrýlacak, Hz. Mevlana’nýn ýsrarlarýna dayanamayýp, yeniden Konya’ya dönse de bir müddet sonra kendisini çekemeyenler tarafýndan þehit edilecekti.

Hz. Mevlana, Þemsi unutmayacaktý. Oðlu Sultan Veledin dediði gibi “Þemsi kendisinde bulmuþtu” .Fakat Þemsi görmek için bir ayna lazýmdý. Ýþte bu ayna önce Hz. Mevlana’nýn kendisini tanrý velisi, vaktin Bayazidi, zamanýn kutbu olarak övdüðü kuyumcu Selahaddin-i Zerkub,i onun vefatýndan sonra ise Hz.Mevlana’nýn büyük eseri Mesnevi-i Þerifin kendisine atfedildiði Hüsameddin Çelebi olacaktý. Hz.Mevlana, Þems ile görüþmeden önce zahid bir sufi’ydi. Þems, onun bütün varlýðýný yýkmýþ, onu aþk ve cezbe alemine atmýþtý. Fakat Þemsi kendisine pervane yapacak kadar kuvvetli bir doðuþla gerçek varlýk burcundan doðan bu güneþ, ayný hararetle yansaydý hiç kimse yanýna yaklaþamazdý. Belki o yanýþla kendisi de erir giderdi. Kuyumcu Selahaddin temkini ile onu yatýþtýrmýþ Mevlana'yý cezbe ve coþkunluk aleminden alýp temkin alemine kavuþturmuþtur. Selahaddin, Hz. Mevlana’nýn yýkýlan ve zerresi bile kalmayan zahidliðinin yerine Arifliðin gelmesine sebep olmuþtur. Çelebi Hüsamettin e ise inkýlabýný yaþamýþ ve yapmýþ olan bu kemal erinin kemalini yayma vazifesi düþmüþtür. Bir gün Çelebi Hüsamettin, Hz. Mevlana’ ya talebelerinin baþka büyük zatlarýn kitaplarýný okuduklarýný, bu duruma gönlünün razý olmadýðýný, eðer bu kitaplara benzer bir kitap yazarsa talebelerinin sadece Mevlana’nýn sözleri ile meþgul olacaðýný söylemiþ bu sözü biter bitmez Hz.Mevlana derhal sarýðýnýn arasýndan bir kaðýt çýkartmýþ ve Çelebi Hüsameddin’e vermiþtir.

Kâðýtta Mesnevinin ilk 18 beyiti yazýlýydý

Dinle neyden, neler anlatýr sana!

Yakýnýr hep, ayrýlýklardan yana:

Beni, kamýþlýktan kestikleri an,

Kadýn erkek, inledi feryadýmdan.

Geçmek için, aþk derdinin þerhine,

Ýsterim; hicranla yanmýþ bir sîne.

Asýl yurdundan uzak düþen biri,

Kavuþma zamanýný bekler, geri.

Her mecliste inleyip durdum; zar zar,

Oldum, iyiye de kötüye de yar!

Zannýnca, dostuyum herkesin amma,

Kimse bakmaz, içteki sýrlarýma!

Sýrrým, feryadýmýn içinde durur,

Yoktur lakin, göz ve kulakta o nur!

Perdesizdir can tene, ten de cana,

Lakin, görme izni yok, hiç bir cana.

Ateþtir þu ney sesi, hava deðil.

Kimde bu ateþ yoksa, ölmüþ bil.

Aþk ateþidir, içindeki neyin,

Aþk coþkusudur, özündeki meyin.

Neydir, yardan ayrýlana, gerçek yar,

Ki perdeleri, perdemizi yýrtar!

Kim görmüþ, ney gibi, zehir ve derman?

Kim görmüþ, ney gibi, bir dost ve hayran,

Verir, kan dolu bir yoldan haber, ney.

Mecnundan, aþk öyküleri söyler, ney.

Nasýl ki, kulaksa talibi dilin,

Akla sýrdaþ da deliliktir, bilin!

Aþk derdimizle, durgun aktý günler,

Ateþlere dost olup, yaktý günler.

Geçsin günler, yok endiþeye mahal,

Ey, saflýkta benzersiz dost, gitme, kal!

Suya kanar, balýktan gayri her ne var,

Nasipsizin günü, uzar da uzar!

Anlar mý hiç, piþmiþin halinden ham?

Sözü, kýsa kesmek gerek, vesselam!

Þöyle demiþtir. Hazreti MevlanaÇelebi, sen yazarsan ben söylerim

Çelebi Hüsamettin buna canla baþla razý oldu ve Mesnevi –i Þerif yazýlmaya baþlandý. Hz. Mevlana Sema ederken, yolda giderken söylüyor, Çelebi vecd içinde yazmaya koyuluyordu. Kitap tamamlandýðýnda adý sadece edebiyatta bir nazým türü anlamýna gelmeyecek yazarýyla özdeþleþecek, mesnevi deyince akla Hz Mevlana’nýn eseri gelecekti.

Mesnevi bitmiþti ve Mevlana yorgundu Bu saðlam bünye gençliðinden beri tam bir rahat, hatta nisbi bir huzur duymamýþtý. Daha çocukken göç sýkýntýsý, gençliðinde tahsil için baba yurdundan ayrýlýþ, azmi kuvvetlendiren, iradeyi çelikleþtiren fakat bedeni yýpratan riyazatlar, derken misli görülmemiþ bir aþk ve cezbe, ayrýlýk, sevdiklerinden gördüðü ihanet, halkýn kýnayýþýna tahammül, ölüm acýsý, ömrü boyunca dar bir geçim, ömrünce insanlarý seven bir kalp yüzünden ömrünce elemli bir yaþayýþ, bütün bunlarla beraber sonsuz bir hayat aþký ve dünya sevgisi, bu saðlam bünyeyi gerçekten ezmiþtir. Nihayet yorgun bedeni son hastalýðýnýn pençesine düþmüþ,17 Aralýk 1273 günü rabbine kavuþmuþtur.

Ölüm günü tabutum yürüyünce þu dünyanýn derdi ile dertleniyorum sanma,

Bana aðlama yazýk yazýk deme. Þeytanýn tuzaðýna düþersem iþte hayýflanmanýn sýrasý o zamandýr,

Cenazemi görünce ayrýlýk-ayrýlýk deme. Buluþma, görüþme zamaným, o vakittir benim,

Beni topraða verince elveda-elveda deme sakýn; mezar cennetler topluluðunun perdesidir,

Batmayý gördün ya doðmayý da seyret. Güneþle aya batmaktan ne ziyan gelir ki?

Sana batmak görünür amma doðmaktýr o. Mezar hapishane gibi görünür amma ruhun halasýdýr,

Hangi tohum yere ekildi de çýkmadý? Niçin insan tohumu hakkýnda yanlýþ bir zanna düþersin,

Hangi kova kuyuya sarkýtýldý da dolu çýkmadý?

Can Yusuf’u neden kuyudan ziyan görsün, niçin feryad etsin?

Bu yanda aðzýný yumdun mu o tarafta aç. Artýk senin hay-huyun, mekânsýzlýk boþluðundadýr.”

Cenaze töreni o kadar kalabalýktý ki, Bilginler, sufiler, ahiler, hükümet ricali ve Hristiyanlar, Hristiyan papazlarý, Yahudiler ve hahamlar, bütün insanlýk Mevlana yý baþ üstünde taþýyordu. Papazlar dini ayinlerini yapýyorlar, hahamlar Tevrat okuyorlarlardý. Bu arada bazý kiþiler Hristiyanlarla Yahudileri bu törene karýþmaktan menetmek istedi. Bunun üzerine feryat eden gayrimüslimler, …O bizim Mesihimizdi. O bizim Ýsamýzdý. Musa’nýn ,Ýsa’nýn sýrrýný biz onda gördük ,onda bulduk ,Güneþti o ,güneþ bir yeri deðil, bütün dünyayý aydýnlatýr..” diyorlar. Bir papaz gözyaþlarýný elbisesiyle siliyor ve hýçkýrýklarla baðýrýyordu. Mevlana ekmeðe benzer, ekmekten kaçan aç var mýdýr ki?

Cenaze namazýný vasiyeti üzerine dostu þeyh Sadrettin Konevi kýldýrmak istemiþ ancak hýçkýrýklarla kendinden geçmiþ, bunun üzerine Kadý Sýracettin ilerlemiþ ve namazýný kýldýrmýþtýr.

Bütün yaþantýsý boyunca Kuran ve sünnetten bir an bile olsun ayrýlmayan bu büyük Allah dostu kendisini bu düþüncesinden farklý göstermek isteyen kiþilere þu þekilde seslenmiþtir.

Ben yaþadýkça Kuran’ýn bendesiyim

Ben Hz Muhammed Mustafa’nýn(sav) yolunun tozuyum,topraðýyým

Biri benden bundan baþkasýný naklederse

Ondan da þikâyetçiyim, o sözden de þikâyetçiyim…

Mevla'nýn yolu aþk yoludur. Mevlana’ya göre aþk Tanrý vasýflarýndandýr. Ýnsan neyi ve kimi severse sevsin bu sevgi gerçek varlýða yani Tanrý’yadýr. Hz Mevlana mecazi yani dünyevi sevgiyi de insaný gerçek sevgiye götürdüðü için hoþ görmededir.

Güler yüzlü, tatlý sözlü, ailesine karþý müþfik olan ve sözlerinde latifeler, nükteler bulunan, bütün insanlarý ayný yolun yolcusu, ayný kervanýn halký ve ayný aðzýn sahibi gördüðü için insanlarýn aralarýndaki anlaþmazlýðý ve uyuþmazlýðý pek garip ve manasýz bulan Mevlana derin, özlü ve köklü sevgisiyle halka hizmet etmeyen büyükleri de sevmemektedir.

Bir gün Sultan Ýzzettin, beyleri ile Mevlana 'yý ziyarete gelmiþti. Kapýyý açtýrmadý Mevlana, Baþka bir gün bu padiþahý huzuruna aldý fakat iltifatta bulunmadý .Padiþah o zamanýn adetince Mevlana’dan nasihat isteyince, “….ne diyeyim sana dedi çoban ol demiþler. Kurt oluyorsun, bekçilik et demiþler hýrsýzlýða kalkýyorsun, Rahman seni padiþah yapmýþ sen tutuyor þeytana uyuyorsun …”Bu sözler padiþaha çok dokunmuþ ve huzurundan aðlaya aðlaya çýkýp gitmiþtir.

Bir baþka Selçuklu sultaný Ruknettin’in gönderdiði 5 kese altýný hendeðe attýrmýþ, bir gün de kendisinden öðüt isteyen devrin veziri Muineddin, Pervane ye

Kuraný ezberlediðini duydum, Tanrýyla, peygamber sözünü dinlemedikten ve halka zulmettikten sonra ben sana ne diyeyim, benim sözümü mü dinleyeceksin “demiþtir.

Hazreti Mevlana kadýnlarýn erkeklerden aþaðý görüldüðü ve horlandýðý bir zamanda

“Kadýn hak nurudur, sevgili deðil. Yaratýcýdýr, yaratýlmýþ deðil…”sözüyle kadýnlarý övmüþtür.

Hazreti Mevlana, yarýnýn büyükleri olan çocuklara da yaþamý boyunca saygý göstermiþtir. Bir gün yolda oynayan çocuklar Mevlana’yý görünce secde etmiþler o da çocuklara secde etmiþtir. Ýlerde oyuna dalmýþ olan bir çocuk bu hali görünce baðýrmýþ ve þöyle demiþtir.

Dur, bende geleyim, secde edeyim amma oyunum bitsin...

Hazreti Mevlana çocuðun oyununu bitirip gelmesini beklemiþ ve küçük insanla, büyük insan birbirlerine karþý secdeye kapanmýþlardýr.



ARÞÝV YAZILAR