KÜÇÜK ÇÝFTÇÝ ÇOCUÐU OLMAK
Aile çiftçiliði ile ilgili yazýyý;
“Aile çiftçiliðinde aile emeði verimli kullanýlýr, toprak ve üretimle kurulan geleneksel baðlara dayanan kadim üretim bilgisi, yerel ekosistemlere uygun ürünlerin seçimi ve üretimi gerçekleþtirilir.
Sadece gýda üretiminin deðil ekonomik krizlerin de panzehridir aile çiftçiliði…
Devletin aile çiftçiliðini destekleyip önünü açýcý politikalarý üretmesi, sadece günümüzü deðil, geleceðimizi de güvence altýna alacaktýr.”
Diye bitirmiþtim.
Bu hafta küçük bir çiftçi ailede doðmuþ, çocukluðunu, ilk gençliðini orada yaþamýþ biri olarak o günlerden söz edeyim.
Tek geçim kaynaðýmýz tarým ve hayvancýlýktý. Hayvanlar sadece sütü ve yavrularý için beslenmez, üretimde de sabana, týrmýða, arabaya koþularak önemli bir rol üstlenirlerdi.
Traktör henüz uðramadýðýndan köyümüze, tarým havyan ve insan gücüyle yapýlýrdý. Doðal olarak öncelik karýn doyurmaya yönelik bitkiler ekilirdi: Buðday, arpa, çavdar, karpuz, kavun, patates, fasulye, nohut, yeter miktarda da sebze vb.
Buðdayý koyduðumuz bir ambar vardý. Çocuk aklýmla zaman zaman gider ambara bakar, buðdayý gördükçe aç kalmayacaðýmýza sevinirdim. Buðday Gönen’e deðirmene götürülür, kepeði deðirmenciye öðütme ücreti olarak býrakýlýp un olarak eve geri getirilirdi. Evin avlusundaki babaannemin yaptýðý fýrýn -ki çok iyi fýrýn yapardý ve köyde komþularýn da fýrýnlarýnýn yapýlmasýna yardým ederdi - haftada bir yakýlýr, annem tarafýndan yoðrulan ekþi mayalý ekmek yeterince kabardýktan sonra fýrýnda kabuklarý nar gibi olana kadar piþirilirdi.
Tavuklarýmýz taze yumurtalarýný esirgemezdi bizden. Bazen büyüklerden gizli birkaç yumurtayla bakkaldan þekerleme almaya gider, akþamýna kulaðýmýz çekildiðinde ise iþin pek gizliliðinin kalmadýðýný öðrenir, kýrýlan cesaretimizi toplayana kadar bundan vazgeçerdik.
Önceleri manda, sonraki zamanlarda ineklerimizden saðýlan sütün bir kýsmý nakit ihtiyacý için mandýralara satýlýrdý. Geri kalandan yoðurt, ayran, tereyað yapýlarak tarafýmýzdan tüketilirdi. Sonbahar’da hasatýn yaný sýra yoðun bir kýþ hazýrlýðýna giriþilir, turþu, tarhana, salça, reçel, pekmez kilerdeki yerini alýrdý.
Altý yaþýna geldiðimde yeterince büyüdüðüm düþünülerek mandalarýn otlatýlmasý görevi bana verildi. O andan itibaren evlenene kadar köydeki tarýmsal üretimde görevim devam etti. Ortaokuldan sonra Ýstanbul ve Ankara’da öðretimimi sürdürsem de okullar kapandýðýnda yine hayvan peþinde ya da tarlalardaydým.
Sulu tarým yapýlamayan tarlalarda hububat ekilir, çayýr olarak kullanýlýrdý. Çayýrlar ve ekinler biçildikten sonra tarlalar ve kýrlar bize ve otlattýðýmýz hayvanlara kalýrdý. Hayvanlarý yazýn otlatarak, kýþýn da çayýrlardan elde ettiðimiz kuru ot, harmandan elde ettiðimiz saman, yulaf ve arpayla beslerdik. Suni yem bilmezdik, zaten bilsek de onu alacak paramýz olmazdý.
Yaza çýkarken ipek böceði bakýlýr, Bursa’da satýlarak yaz aylarýnýn para ihtiyacýna katký saðlanýrdý.
Tütün, daha sonra þeker pancarý yine pazara dönük yetiþtirdiðimiz ürünlerimizdi. Gündelik ihtiyaçlarýmýzý kýtý kýtýna karþýlayacak parayý oradan kazanýrdýk.
Evde çöp çýktýðýný bilmem. Organik atýklar ya hayvanlara yedirilir ya da uygun olmayanlar hayvan gübrelerinin içine atýlarak þimdi kompost gübre denen þeye dönüþtürülürdü. Tüketim minimal olduðu için inorganik çöp yok denecek kadar az olur, o da kýrda bayýrda doðaya karýþýrdý.
Aç kalýnmayan, az tüketilen, az para kazanýlabilen, çok hareket edilen, yoksul ama kendine yeten, mutlu olup olmadýðýmýzdan haberi bile olmayan, yaþanan her þeyi olmasý gereken buymuþ diye düþündüðümüz bir hayatýmýz vardý.
Günümüzdeki tarým teknolojileriyle tarýmsal ve hayvansal üretim daha verimli yapýlabilmekte, kendi için besin üretimi yaný sýra yerel ve ulusal pazara daha fazla ürün sunulabilmektedir.
Devlet, küçük çiftçiliði, siz onu aile çiftçiliði olarak da okuyabilirsiniz, üretim sýrasýnda destekler, ürünün para etmesini saðlar, ‘Bütün Þehir Yasasýný’ sadece kýrsaldaki topraða el koymak olarak deðerlendirmeyip köylerin alt yapýsýna ve yaþam kalitesini arttýrmaya yatýrým yaparsa; yine kendine yeten, tabiatla iç içe yaþayan, kendi karnýný ve ülkenin karnýný doyuran, tüketim çýlgýnlýðýna kapýlmamýþ ve bu kez mutluluðu da keþfetmiþ insanlarýn yaþadýðý köylere geri göçü baþlatabilir, ülkemiz ekonomik krizlere, açlýða daha dirençli hale gelir.
Devletin harekete geçmesi için sadece küçük çiftçilerin deðil, hepimizin buna yönelik talepte bulunmaya, kamuoyu baskýsý oluþturmaya saðlýklý ve yeterli besine ulaþmak gibi saðlam bir gerekçesi var.
Kendimizin, çocuklarýmýzýn, torunlarýmýzýn, ülkemiz insanlarýnýn ve insanlarýn aç kalmamasý için hepimize düþen görev budur.





