Mersin’in yaylaları MİHRİCAN | MERSİN MOZAİK

Mersin’in yaylaları MİHRİCAN

Mersin’in yaylaları MİHRİCAN mersinmozaik.com

Kimilerinin albenisine kapıldıkları ürünlerinin sarhoşluğuyla kutsadıkları Tüketim Kültürü, uğradığı her yeri kendi kurallarını dayatarak istila ettiği için Mihrican’da da moda malzemelerle inşa edilen yapılar elbette konduruluyor…

Gelişen teknoloji, değişen yaşam anlayışı, kuşaklar arasındaki algı farklılığı bir zamanlar gözde yerleşim birimleri olan yaylaları özünden uzaklaştırdı.

 

Her ne kadar köylerin kâğıt üzerinde mahalleye dönüştürülmesi ve dünyayı derinden etkileyen korona süreci nedeniyle kırsala yönelim artsa da, bakirliğini büyük ölçüde koruyan bazı yerlerin boynu büküklüğü devam ediyor…

 

Toroslar’ın gözde köşelerinden göletiyle de anılan Mihrican yaylası kentlerin ve sözde yayların karmaşasına inat sessizliğini koruyor…

 

Fındıkpınarı girişinden sağa sapılarak yaklaşık 5 kilometre yol kat edilerek ulaşılan Mihrican, sanki kuralsızca açılan alışveriş merkezlerine kurban edilerek gözden düşen tarihi merkez Mersin’in kaderini yaşıyor gibi.

 

Mersin’in en köklü ailelerinden olan Müftülerin, sahilin sıcaklarından korunmak için yurt tuttukları kendine özgü güzellik ve özellikleriyle bilinen yayla, yeşilliklerin ortasındaki evleriyle dikkat çekiyor…

 

Kimilerinin albenisine kapıldıkları ürünlerinin sarhoşluğuyla kutsadıkları Tüketim Kültürü, uğradığı her yeri kendi kurallarını dayatarak istila ettiği için Mihrican’da da moda malzemelerle inşa edilen yapılar elbette konduruluyor…

Mersin üzerine yapılan değerlendirmelerde yazdıkları referans alınan Av. Şinasi Develi,” Mersin’in eski yaylalardan birisidir. Ama bir özelliği vardır, Zira Mihrican Yaylası Müftü ailesinin yaylası sayılır. Zamanla ailenin azalması, deniz gibi diğer sayfiye yerlerinin meydana çıkması ile eski durumunu kaybetmiş ise de yine bu aileye ait insanlar yaylalarına çıkmaktadırlar.”dese de, o yöreler de değişimde etkileniyor…

 

Mihrican’da mutlu yaşanmışlıklara tanıklık etmiş bazı evler var ki yıllardır kapıları açılmazken, bazıları da kaderlerine terk edilmiş viraneye dönüşmüş durumda. Çünkü yeni yaşam biçimine yelken açan üçüncü-dördüncü genç kuşaklar, sık sık elektriği kesilen, yeşilin her tonuyla bezeli, buz gibi suyunda bütün meyve ve sebzelerin yetiştiği ata yurdunun o güzel havasını solumayı külfet sayıyorlar…

 

Mihrican’ı yeni eklenen haneler ve değişken nüfus rakamlarıyla bezemek, olabildiğince inadına korunan naifliğe haksızlık olur…

 

Kaybedilen insani hasletleri duyumsamanın hüznünden, 2009 yılında aramızdan ayrılan kıdemli Mihrican sakini, gerçek anlamda Mersinli Gündüz Artan Öğretmeni güzel duygularla anarak biraz olsun sıyrılalım…